25 Şubat 2013 Pazartesi

Kayseri Erciyesspor Başkanı Ziya Eren'le Bir Pazar Kahvaltısı

Cumartesi 21.30'da Erkilet Havaalanı'ndayım, dostum Devrim Çetin'i karşılamak için.. Akşam için plan çok öncesinden belli zaten, 22.00 olmadan yetmişliğin yanıbaşındayız. Hanım da annesinde kalıyor bugün ki; rahat rahat bağıra çağıra muhabbet edip dağıtabilelim. "Murat Gencer aradı beni" diyor Devrim, "Erciyesspor'un basın danışmaymış; sizi biz misafir edelim filan dedi, yok ben arkadaşta kalacağım deyince ertesi sabah kahvaltı için sözleştik". Böylelikle sabah programı da netleşti : 11.00'da Elmacıoğlu İskender'de Kayseri Erciyesspor Başkanı Ziya Eren ve Murat Gencer'le kahvaltıdayız.


Devrim alışkın uykusuzluğa, geç yatıp erken kalkmaya.. Uykulara doyamayan bense 04.00'te yatıp 10.30'da kalkınca gelememişim kendime. Dün akşam devrilen yetmişliğin de etkisiyle bildiğin akşamdan kalmayım. Ayıp olmasın böyle gitmeyelim diyorum, habire su çarpıyorum yüzüme. Neyse dışarıya çıkınca kendime geliyorum biraz daha. Saat tam 11.00 gibi Elmacıoğlu'ndayız. Ziya Başkan ve Murat Gencer karşılıyor bizi.

Devrim de ben de ilk kez yüz yüze gelmemize rağmen sanki daha önce defalarca görüşmüşüz gibi rahat bir muhabbetin içinde buluyoruz kendimizi. Daha ilk dakikalardan anlıyoruz ki; kendine güvenen, komplekssiz ve cana yakın bir başkan var karşımızda. Bu durum bizi de rahatlatıyor; muhabbet kendiliğinden koyulaştıkça koyulaşıyor. Bir ara başkana kaç yaşında olduğunu soruyorum; "1969 doğumluyum" yanıtını alınca ikimiz de çok şaşırıyoruz; en fazla 35 - 36 yaşlarında bir adam var çünkü karşımızda.

Ziya Eren'in 5 6 sene öncesine dayanan ilk dönem başkanlığından geçen sezon yaşanan hayal kırıklığına, bu sezon takımın gidişatından Anadolu'da bir kulübün başkanı olmanın zorluklarına, federasyon ilişkilerine kadar pek çok şeyden konuşuyoruz iki buçuk saat süren o sohbette. "PTT 1. Lig'de ekonomik sıkıntı yaşamayan kulüpler Çaykur Rizespor, Adanaspor, Göztepe ve Erciyesspor. Bir tek biz A. Ş. değiliz." diyor Ziya Başkan ve konuyu şirketleşmeye getiriyor. Önümüzdeki sezon gündeme gelecek UEFA kriterlerini de düşündüğümüzde Anonim Şirket statüsünde olmayan kulüplerin ayakta durabilme şansının kalmayacağını; şirketleşme konusunun Kayseri Erciyesspor açısından hayati bir önem taşıdığından bahsediyor. Kulüp yönetimlerinin istikrarı ve karar mekanizmalarının pratik bir hale gelmesi açısından şirketleşmenin önemli avantajlar sağlayacağındı anlatıyor. Ancak Kayseri yerel basınındaki kimi tepkilere sitem ediyor, ulübün bugünkü mali durumunun çok büyük oranda Ziya Eren'in şahsi olanaklarına bağlı olduğu bilinmedik şey değil zaten ancak konunun Ziya Eren konusu olmadığını, Kayseri Erciyesspor'un geleceği olduğunu söylüyor.

Teknik konularda fazla yorum yapmak istemiyor. "Biz bütün yetkiyi hocamıza verdik ve işine hiçbir şekilde karışmıyoruz" diyor. Bu yorum yapmama halinin ilgisizliğinden kaynaklanmadığını, aksine gerek kendi kulübünün gerekse de rakiplerinin hemen tüm maçlarını izlediğini; kendine ait bir futbol anlayışı olduğunu hemen anlıyoruz. Ancak prensip gereği Osman Hoca'ya özgür bir alan bıraktıklarını, inisiyatifi ona teslim ettiklerini anlatıyor. Geçmiş sezonlardan konu açıldığında, geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında takımın başına gelen Kemalettin Şentürk'ten sitayişle bahsediyor. Benim kafamdaki geçmiş sezonki düşüşün faturasını Kemalettin Hoca'ya çıkarma önyargısı, onun anlattıklarıyla büyük oranda değişiyor.

Konu diğer kulüplere kiralık olarak gönderilen genç futbolculara geliyor. Kayseri Şekerspor'a topluca verilen futbolculardan, Darıca Gençlerbirliği'ndeki Sertaç Eren'den, Siirtspor'daki Doğukan Genç'ten, diğerlerinden bahsediyoruz. "Hepsini tek tek takip ediyoruz" diyor başkan. Emre Öztürk, Hakan Bahran gibi takımdaki altyapı kökenli genç oyunculara verdiği önemden bahsediyor. Geçtiğimiz sezon Barcelona seçmelerine çağrılan 1995 doğumlu Selim Yağmur'u soruyorum; ondan da çok umutlu olduğunu söylüyor; "Özellikle profesyonel yapmadık, daha çok genç, zamanı gelecek" diyor.

13.00 gibi kalkıp yola çıkmayı düşünüyorduk; oradan Toroslar'ı aşıp Adana Derbisi'ni izlemeye geçeceğiz daha. Ancak muhabbet koyulaştıkça bu sohbete kıymayı göz alıp kalkamıyoruz bir türlü. Devrim'le çok iyi anlaşmış görünüyor Ziya Başkan. Camiada yaşadıklarını, ortak tanıdıklarını konuşuyorlar keyifle. Saat 13.30'u geçmiş artık; kalkalım diyoruz. Birlikte fotoğraf çektirmeyi akıl edemediğimize hayıflanırken "Çok düzgün adam" diyor Devrim; "Böyle insanların futbolda daha çok olması lazım".. Aynen diyorum, ben de çok takdir ettim.

Şimdi istikamet Adana 5 Ocak Stadı.. O da ikinci yazıda..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder