27 Şubat 2013 Çarşamba

MAÇ YAZISI : KAYSERİ ERCİYESSPOR 2 - TAVŞANLI LİNYİTSPOR 0

En son 11. haftadaki Denizlispor maçında evinde 3 puan alabilmişti Kayseri Erciyesspor. Üstelik de zirve yarışındaki rakipleri Adanaspor ve Manisaspor'a kaybedilen maçların ardından gelen Bucaspor ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor beraberlikleri takımın kendi seyircisi önünde çektiği galibiyet özlemini perçinlemişti. Neyse ki son 6 deplasmanda alınan 15 puan takımı ligin zirvesinde tutmuş, iç sahada yaşanan kayıpların telafi edilebilir olmasını sağlamıştı. Cumartesi günü takipçisi Manisaspor'un evinde puan kaybetmesiyle bu maçın önemi de iki kat artmıştı. Kayseri Erciyesspor'un gerek oyun, gerek kadro kalitesi açısından Tavşanlı Linyitspor önünde net favori olduğu su götürmezdi ancak sezon başından beri kritik eşiklerde sürpriz puan kayıpları yaşadığı bilinen Kayseri Erciyesspor için tarih yine tekerrür mü edecekti yoksa bu kez ayağa kadar gelen fırsat değerlendirilecek miydi? İşte bütün mesele buydu.

Devre arasında neredeyse bütün takım kurgusunu sil baştan yeniden oluşturan Tavşanlı Linyitspor'unsa düşme potasından kurtulmak için 3 puana belki de Erciyesspor'dan çok daha fazla ihtiyacı vardı. İlk devreye oranla, özellikle de deplasmanlarda daha iyi bir görüntü veren Tavşanlı temsilcisi için Kayseri deplasmanından alınacak 1 puan bile büyük bir motivasyon sağlayabilirdi.

Osman Hoca, Adana Demirspor deplasmanından 1-3'lik skorla galip ayrılan takımı hiç bozmadan sahaya sürdü. Hoca'nın sezon başından beri sürekli forma verdiği Alaattin Tosun ve Kenan Başkan, Adana'da olduğu gibi yedek soyunurken orta ikilide Serkan Atak ve Ragıp Başdağ; sağ uçta ise Serdar Eylik görev aldı. Hocanın diğer tercihleri ise artık klasikleşmiş Kayseri Erciyes 11'inin geri kalan isimleriydi. Tavşanlı Linyitspor'daysa geçen haftaki Konyaspor mağlubiyetinin ardından forvet arkasında Drilon Shala, yerini Mehmet Ayaz'a bırakırken savunmada Bilal Türkgüler'in yerine Hakan Çevik; Mehmet Besler'in yerine de Hasan Yaşar görev almıştı.


Belki de haftalardır yaşadığı iç sahada kazanamama baskısından olsa gerek Kayseri Erciyesspor oyuna tutuk başladı. Her ne kadar topa daha çok hakim olan taraf olsa da Mavi - Siyahlılar topu tehlike bölgelerine taşıyacak organizasyon kurmakta zorlandı. Hücum varyasyonlarının zenginliğiyle taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan Kayseri Erciyesspor'un hücum bölgesi özellikle Ragıp - Serkan ikilisinden beklediği topları alamayınca Tavşanlı Linyitspor'un katı savunması arasında kayboldu. En büyük sıkıntısı oyunun kaderine etki edecek, bireysel teknik özellikleri yüksek oyuncu kısırlığı olan konuk ekip ise savunma hattından çıkarabildiği toplarla gol aradı. Zaman zaman etkili de geldiler ancak bitirici vuruşlar konusundaki zaafiyetleri öne geçmelerini engelledi. Kayseri Erciyesspor'unsa kısır geçirdiği ilk yarıda bulduğu en önemli pozisyon, Serdar Eylik'in sağ kanattan taşıdığı topa Emrah Bozkurt'un yaptığı kafa vuruşunun üstten az bir farkla auta çıkmasıyla değerlendirilemedi.

İlk yarının sona ermesiyle tribünlerde de hafiften bir tedirginlik başladı. Takımın üzerinde iç sahada kazanamama stresi futboluna da yansımıştı; üstelik Tavşanlı Linyitspor - her ne kadar etkili organizasyonlar yapamasa da - diri bir takım görüntüsü vermişti. Şahsen, Osman Hoca'nın ikinci yarıya çıkarken orta sahada yaşanan kısırlığı aşmak üzere bir iki hamle yapmasını bekliyordum ancak Hoca ilk yarıda sahaya çıkan kurguyu bozmayarak takımını sahaya sürdü.


Tavşanlı Linyitspor'da tam olarak tarif edemediğim, tuhaf bir beceriksizlik hali var. Bütün maç boyunca bir şeyleri kotarabilecekmiş gibi duran takım, maçın dönüm noktalarında acayip işler yapabiliyor ve bir çuval incir berbat olabiliyor. Tıpkı Kayseri'de yedikleri ilk gol gibi.. Sağ taraftan Hanni'nin kullandığı kornerde savunmadaki bütün oyuncular zincirleme adamlarını kaçırdı ve neden o sırada yerde olduğunu bir türlü anlayamadığım Hakan Çevik'in geriye doğru vurduğu aşırtma kafa vuruşuyla Erciyesspor'un yapamadığını yapıp golü kalesinde gördü. Muhtemelen Hakan Çevik o kafa vuruşunu yapmak isteyip 10 kez denese, birinde bile o golü atamazdı.


Gelen golden sonra Kayseri Erciyesspor üzerindeki tutukluğu attı ve maça ağırlığını koydu. 70. dakikada kaptan Emrah Bozkurt'un yerine giren Arif Şahin'in dinamizmi ileri uçta hareketlenmeyi getirmişti ki; Arif'in oyuna girdikten 5 dakika sonra Gohou'nun önüne yuvarladığı top maçın gidişatını ilanı etti : 2-0. Bu dakikadan sonra Tavşanlı Linyitspor için yapacak çok az şey kalmıştı ki; Murat Özavcı'nın oyundan atılması onları da tüketti. Murat tecrübesinde bir savunma oyuncusunun ilk yarıda anlamsızca gördüğü sarı kartın ardından 78. dakikada adamı Gohou'yu kaçırıp arkasındaki savunma oyuncusu kademeye girebilecekken oyundan atılmayı seçmesi; hem kendisi hem de Linyit için harakiriden başka bir anlam ifade etmiyordu. Alaattin'in oyuna girip Serkan'ın da sağ kanada geçmesiyle orta saha hakimiyeti tamamen ev sahibi takımın eline geçti ve karşılaşma bu skorla sona erdi.


Maçtan sonra Kadir Has Stadı'nda tam bir bayram havası vardı. Şampiyonluk yolunda elde edilen büyük avantaj, maça gelen az sayıdaki (1.500 - 2.000) taraftarı kendinden geçirdi; futbolcular formalarını tribünlerle paylaşırken maç boyunca taraftarın tezahüratlarıyla desteklediği Başkan Ziya Eren omuzlara alındı. Kim bilir belki de bu kadar coşkuyla kutlanan şey, yalnızca 3 puan değil; Süper Lig'in Erciyes'in ardında beliren silüetiydi.





* Tavşanlı taraftar grubunun koca bir "Neşter" pankartının asıldığı deplasman tribünü de vardı Kadir Has'ta. Ancak pankartın arkasındaki sivil sayısı pankarttaki harf sayısından fazla değildi.

* Türk futbolseverindeki "takımını 10 kişi bırakan futbolcuyu bağrına basma" halini oldum olası anlayamadım. Bilal Özer'in 90. dakikada gereksiz bir sarı kart görüp oyundan atılması üzerine Kayseri Erciyessporlular'ın kendisini ayakta alkışlamasını izlerken bunlar geldi aklıma. Göztepe deplasmanında Bilal Özer'in takımını yalnız bırakacak olması bir yana; sezonun ilk yarısındaki iyi performansının ardından neden takımdan kesildiğini anlyamadığım Emre Öztürk'ün muhtemel 11'de yer alacak olması benim açımdan sevindirici bir şey.

* Tavşanlı Linyitspor'un golcü oyuncusu Murat Yılmaz hakkında karmaşık hislere kapıldı Kayseri seyircisi. Oyun içerisinde zaman girdiği tartışmalarla taraftarın tepkisini çeken Murat oyundan çıkarken bir grup seyirci kendisini yuhalarken diğerleri "Durun lan, Kayserisporlu Sefa Yılmaz'ın ağabeyi o, alkışlayın" diyerek sempatisini gösterme eğilimindeydi.

26 Şubat 2013 Salı

Adana Derbisi !

Devrim Çetin'le birlikte geçirdiğimiz haftasonunun ilk ayağını burada anlatmıştım : [ http://altligler.blogspot.com/2013/02/kayseri-erciyesspor-baskan-ziya-erenle.html ] Buyrun burada da ikinci ayağı...

Gideceği maçlar için aylar öncesinden uçak bileti alıyor Devrim. Ne yazık ki bazen maçlara 3 - 5 gün kala bile hangi maçın hangi gün saat kaçta oynanacağının belli olmadığı yurdumda ciddi bir risk barındırıyor bu durum. Kayseri'ye de cumartesi gecesi burada olacak ve pazartesi sabah uçağıyla dönecek şekilde bilet almıştı aylar öncesinden. Sonraki konuşmalarımızda "Baba aynı gün Adanaspor - Adana Demirspor maçı da varmış, onu hiç düşünemedim." deyince "dur bakalım" dedim, "hele bir program açıklansın; olmazsa Adana'ya da geçeriz, ben de çok istiyorum bir Adana derbisini izlemeyi".. Devrim'in sezonun ilk yarısındaki Adana derbisini de Mersinli yöneticilere sözü olduğu için kaçırıp Mersin İdman Yurdu - Kayserispor maçına gittiğini ve "Buraya kadar gelmişken Adana derbisine gelinmez mi" diye Adanalı dostlardan sitem aldığını da biliyordum. Derken program açıklandı : Kayseri Erciyesspor - Tavşanlı Linyitspor maçı pazartesi akşamı, Adana derbisi pazar akşamı oynanacaktı. Biz de rotayı Adana'ya doğru kırmaya bu vesileyle karar vermiş olduk. İstanbul'da yaşayan adamın Adana'daki derbiye Kayseri üzerinden gitmesinin hikayesi kısaca böyledir.

Ziya Başkan ve Murat Gencer'le yaptığımız kahvaltının ardından 14.00 gibi çıktık Kayseri'den. Üç saatlik rahat bir yolculuğun ardından maça iki saat kala 17.00 gibi Adana'ya ulaştık. Yol boyuncaki tek olumsuzluk birazdan varacağımız Adana'da kavgaların yaşandığı ve birkaç Adanaspor taraftarının bıçaklandığı haberini almış olmamız. "İnşallah büyümez olaylar, derbiye gölge düşmez" diye umuyoruz ikimiz de. Adana'ya ulaşır ulaşmaz uzun süredir twitter'dan görüştüğüm @mundial1940 dostumu arıyorum. Devrim de @gozanli'yi arıyor, ikisinin o sırada yan yana bizi beklediğini bilmeden; birini bulunca diğerini de bulmuş oluyoruz. Derken @eemretemel de katılıyor aramıza. "Buraya kadar gelmişken bir kebap yemeden olmaz" diyorlar; stad civarındaki bir kebapçıya gitmek üzere başlıyoruz yürümeye..


Stadın önündeki bir bölgede - sonradan maraton tribüne çıkan yol olduğunu öğreneceğimiz - birkaç yüz Adana Demirsporlu'nun toplandığını görüyoruz. Polis barikat kurmuş; geçmelerine izin vermiyor, kitle ise yüklenip Adanaspor'a ayrılmış olan maraton tribününe giden yolu zorluyor. Bizse 'kebap yeme' gibi ulvi bir misyonla daha da yaklaşıyoruz tehlike bölgesine. Derken @mundial1940 uyarıyor; "birazdan polis müdahalesi olabilir" ve bu uyarıdan birkaç saniye sonrasında karışıyor ortalık; arkasına dönüp koşmaya başlayan insanlar, kaçanlara "ne kaçıyonuz ulan yüklensenize" diye fırça kayanlar, kaçmayıp ellerindeki - Adanaspor'la özdeşleşen - portakal ve greyfurtları polise fırlatanlar. O hengamede biz de başlıyoruz koşmaya; birkaç saniye içinde duruluyor ortalık, sonra yeniden koşturmaca. Ve nihayet biber gazı; neyse ki çok yakınımızda sıkılmadı ama yine de etkileniyoruz, kısa bir süre genzimiz yanıyor. Bütün bunlar bir iki dakikada olup bitiyor; o arada Devrimler'i kaybediyorum, neyse biraz sonra buluşuyoruz aklımda "Ulan nereye düştük, böyle mi geçecek bu akşam?" sorusu..


Kebaptan vazgeçiyoruz, gördüğümüz ilk büfeye oturup başlıyoruz muhabbete. Az önce olaya karışan kitlenin büyük çoğunluğunun aslında maça girmek gibi bir niyetinin olmadığını, zaten çoğunun biletsiz olduğunu ve işin tantanasında olduklarını bu sohbette öğreniyoruz. Arada hepsi de Adana Demirsporlu olan dostlara - Adana Demirspor haberlerine yer veren haberads.com'un ekibi aynı zamanda -  "Geçen hafta bizim Erciyeslilere ayıp etmişsiniz ama, çakı bile atılmış misafir tribününe" diye sitem ediyorum, onlar da hak veriyor. Aslında maçın başında karşılıklı sevgi gösterilerinin bile olduğunu, ancak sıkıntının Çocuk Tribünü denilen - Çocuk Esirgeme Kurumu'nda kalan çocuklara ayrıldığı için böyle anılıyormuş - tribünün kapılarının maçın ikinci yarısında açılmasından ve bu tribüne o 'tantanacı' kitlenin doluşmasından kaynaklandığını, genel kitlenin de yaşananları tasvip etmediğini anlatıyorlar. Muhabbet dallanıp budaklanıyor; Demirspor'un durumundan yönetime, Adana derbilerinin havasından Adanaspor rekabetine pek çok şeyi sığdırıyoruz o yarım saate. Yavaştan stada doğru yürüyoruz, maç saati yaklaşıyor.


Adana Demirsporlu dostların yanından ayrılıp sadeceadanaspor.com'un sahibi Serkan Şenyürek'i arıyoruz. Serkan Abi'yle benim şahsi diyaloğum yoktu ama Devrim'in arası çok iyi. Onlar basın kartları olduğu için maçı basın tribününden birlikte izleyecekler, bense Serkan Abi'nin devreye girmesiyle Protokol Tribünü'nde olacağım; zaten iki tribünü yalnızca bir cam ayırıyor; bir kaş göz mesafesindeyiz yani, eh daha ne..

Tribüne girer girmez yine bir gerginlik karşılıyor beni. Protokol tribünündeki bir baba ile oğul gerilimin merkezinde. 14 - 15 yaşlarındaki çocuğun montunun içindeki Adana Demirspor formasını yan taraf kapalıdaki Adanasporlular fark ediyor ve başlıyor küfür, kıyamet.. Neyse ki üç beş dakika sonra yatışıyor ortalık.


Hemen karşımdaki maraton, protokol tribününün de dahil olduğu kapalı ve sağ tarafımdaki kale arkası ev sahibi Adanasporlular'a ayrılmış; Demirsporlular ise sol tarafımdaki kale arkasında. Adanaspor tribünlerinde maçı izleyen Demirsporlular'ın da olduğu biliniyor ancak en azından benim gördüğüm sürede bu durumu açığa vuran yok. Adanaspor tezahüratına eşlik etmeyenlerin oranından oradaki Demirsporlular hakkında tahminde bulunabiliyorum ancak. Özellikle karşı tarafımdaki maratonda Adanasporlular'ın görsel açıdan oldukça iyi hazırlandıklarını söylemek gerekli. Onlarca turuncu bayrağın bir arada sallanışı ve açılan "İnadına Turuncu" ve "Yaşarken Kalbimdesin Öldüğümde Kabrimdesin" pankartları etkileyici bir tablo oluşturuyordu. Görsel açıdan pek bir hazırlığı olmadığı görülen Demirspor taraftarlarınınsa asıl hazırlıklarını tezahüratlar konusunda yaptıklarını görmem için maçın başlaması gerekecekti.


Maçın 2. dakikasında Nurullah'ın attığı golle maça adeta önde başlıyor Adana Demirspor. 3 haftadır oynamayan kaleci Tolgahan'ın ve bana göre maçın en kötülerinden olan İzzet'in ortaklaşa hatalarının eseri bu gol, Adanaspor'un ilerleyen dakikalarda kimyasının bozulmasına, dengesini kaybetmesine yol açıyor. İlk yarı boyunca Adanaspor, kağıt üstünde topla daha çok oynuyor gözükse de bir türlü ekili pozisyonlar bulamıyor, türlü hatalı tercihlerle topu kaptırıyor ve özellikle İzzet'in sağ kanadından verdiği açıklarla Adana Demirspor kontrataklarıyla karşılaşıyor. Orta sahadan sol bekliğe, sol beklikten forvet arkasına tayini çıkan Rahman da Demirspor savunması arasında kayboluyor. En önemli silahı Juninho'nun yokluğunda hücum gücü zayıflamış Adana Demirspor'sa erken bulduğu golün üstüne risk almıyor, oyunu orta alanda tutup bulacağı kontrataklarla farkı artırmayı hesap ediyor. Alt alta topladığınızda zevksiz bir ilk yarı...


İkinci yarının ilk 10 dakikası da ilk yarının bir kopyası gibi. Levent Eriş 55. dakikada risk alıyor ve iki gol silahı Burak Çalık ve Ümit Tütünci'yi aynı anda oyuna sokuyor. Ümit de oyuna girer girmez Adana Demirspor savunmasının akıl almaz bir şekilde çizgi halinde yakalanmasını ustalıkla değerlendiriyor ve skora eşitlik geliyor. Sanıyorum ki bu gol hemen herkeste maçın ibresinin Adanaspor'dan yana döneceğinin bir habercisi olarak okunmuştur. Ancak öyle olmuyor; her iki takım da tekrar ilk yarıdaki kısır futbollarına dönüş yapıyor, eşitliği bozacak girişimler şöyle dursun, akıllarda kalacak bir hücum organizasyonuna bile imza atamadan maçın sonunu getiriyor.

Adana Demirspor açısından bakıldığında beraberlik hiç de kötü sonuç değil. İlk devre aldıkları etkileyici galibiyetle ezeli rakiplerini olası bir puan eşitliğinde ekarte etmiş oldular. Kaldı ki; Juninho - Yusuf Kurtuluş gibi önemli eksikleri göz önüne alındığında derbinin hasarsız atlatılmış olması hanelerine yazılmış bir artı puan. Adanaspor'la kıyaslandığında kadro imkanlarının daha kısıtlı olduğunu da eklemek gerek. Sizin Samed Kartal, Berkay Öztuvan ve Rıdvan Koçak'ı sonradan soktuğunuz oyunda rakibiniz Burak Çalık, Ümit Tütünci ve Bülent Kocabey'i sokuyorsa ve maç berabere bitiyorsa, alınan sonucun kötü olduğuna beni kimse ikna edemez. Asıl kendine dönüp bakması gereken taraf Adanaspor tarafı. Sezonun ilk yarısı sona ererken zirveye adım adım yaklaşan ve yarışta etkili bir şekilde olacağı varsayılan Adanaspor'daki düşüş aynen devam ediyor. Eğer bu takım Süper Lig'i istiyorsa, kadro ve tribün üstünlüğü de hesaba katıldığında bu maçı ne yapıp edip almaları gerekiyordu. Toparlamak gerekirse, pazar akşamı izlediğim iki takım da böyle oynarlarsa Süper Lig hedefi güzel bir rüya olarak kalmaya mahkum.


Yukarıda görsel açıdan Adanaspor taraftarının daha etkileyici olduğunu söylemiştim. Ancak tezahürat ve maç boyunca takımını destekleme konusunda Adana Demirspor taraftarının çok başarılı bir sınav verdiği muhakkak. Maçın ilk düdüğünden son düdüğüne kadar bitmek tükenmek bilmez enerjileriyle takımlarının yanında oldular. Şu kadarını söyleyeyim; maçı radyodan dinleseniz ve sadece sesleri duysanız spiker söylemediği sürece Adana Demirspor'un misafir takım olduğuna hayatta inanmazdınız.


Maç boyunca her iki takım taraftarlarının da yaktığı meşaleler konusunda birbiriyle çelişen şeyler de aklımdan geçti. Bir yanıyla müthiş bir görsel gösteri, etkileyici bir coşkuyu simgeliyor. Ancak o meşalelerin bir süre sonra çıkardığı o berbat sis bulutu hem insanın genzini yakıyor, hem de zaman zaman sahanın bazı bölgelerinde görüş mesafesini kısaltıyor. "Meşale tamam güzel ama abartmadan" diye bağlayayım en iyisi. Adanaspor tarafından atılanların turuncu, Adana Demirspor tarafından atılanlarınsa mavi olduğunu söylememe gerek yok sanırım.


Bir futbolcuya da ayrı bir parantez açayım : Erçağ Evirgen. Abartılı bir yorum mu olur bilmiyorum ama; oynadığı futbol bir yana, Erçağ Adana Demirspor'un  ruhu olmuş gibiydi. Bunu hem kendi taraftarlarıyla girdiği pozitif, hem de rakip takım taraftarlarıyla girdiği negatif ilişkiden yola çıkarak söylüyorum. Şampiyon kadrodan kalan 5 futbolcudan biri olmanın yanısıra direnci ve azmi sayesinde Adana Demirspor taraftarının gözünde "Demirspor ruhu" denince akla gelen ilk futbolcu gibiydi. Adanaspor taraftarı ise ona öfkelenirken aslında tüm Demirspor'a olan öfkesini yansıtıyor gibiydi. Maçtaki gerginliğin yegane anın Erçağ'a atılan yabancı maddeler yüzünden yaşanmış olması tesadüf değil diye düşünüyorum.


Klasikleşmiş "Adana derbisi" geriliminin çok uzağındaydı maç; genele bakıldığında temiz, centilmenlik sınırlarının çok da zorlanmadığı iyi bir atmosferde geçti doksan dakika. Diyebilirim ki; derbiye yakışmayan ilk şey sahadaki futboldu. En tuhafıma giden şeyse Adana Demirspor taraftarlarıyla Adanaspor tribünleri arasındaki pankartlardı. "Valil Babamız", "01 Numaralı Şehrin 10 Numara Valisi", "Hüseyin Avni Coş Adana'nın Gururudur" vb. ifadeler vardı bu pankartlarda. Bir futbol maçı üzerinden sergilenen vali fetişizmine pek bir anlam veremedim açıkçası.

Maçın bitimiyle birlikte yeniden @mundial1940 ve @gozanli ile buluştuk. Bir dahaki seferin kebaplı, şırdanlı, rakılı, şalgamlı olması kaydıyla sözleşip Kayseri'ye doğru yola koyulduk.

İnsanların sırf tuttukları takımlar yüzünden bıçaklanmadığı, 14 - 15 yaşındaki çocukların sevdalarına tahammül edilebilen ve sevdiklerinize "Adana derbisindeyim" dediğinizde ilk sorularının "Olay var mı?" olmadığı başka bir Adana derbisinde görüşmek üzere ayrıldık Toroslar'dan...

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kayseri Erciyesspor Başkanı Ziya Eren'le Bir Pazar Kahvaltısı

Cumartesi 21.30'da Erkilet Havaalanı'ndayım, dostum Devrim Çetin'i karşılamak için.. Akşam için plan çok öncesinden belli zaten, 22.00 olmadan yetmişliğin yanıbaşındayız. Hanım da annesinde kalıyor bugün ki; rahat rahat bağıra çağıra muhabbet edip dağıtabilelim. "Murat Gencer aradı beni" diyor Devrim, "Erciyesspor'un basın danışmaymış; sizi biz misafir edelim filan dedi, yok ben arkadaşta kalacağım deyince ertesi sabah kahvaltı için sözleştik". Böylelikle sabah programı da netleşti : 11.00'da Elmacıoğlu İskender'de Kayseri Erciyesspor Başkanı Ziya Eren ve Murat Gencer'le kahvaltıdayız.


Devrim alışkın uykusuzluğa, geç yatıp erken kalkmaya.. Uykulara doyamayan bense 04.00'te yatıp 10.30'da kalkınca gelememişim kendime. Dün akşam devrilen yetmişliğin de etkisiyle bildiğin akşamdan kalmayım. Ayıp olmasın böyle gitmeyelim diyorum, habire su çarpıyorum yüzüme. Neyse dışarıya çıkınca kendime geliyorum biraz daha. Saat tam 11.00 gibi Elmacıoğlu'ndayız. Ziya Başkan ve Murat Gencer karşılıyor bizi.

Devrim de ben de ilk kez yüz yüze gelmemize rağmen sanki daha önce defalarca görüşmüşüz gibi rahat bir muhabbetin içinde buluyoruz kendimizi. Daha ilk dakikalardan anlıyoruz ki; kendine güvenen, komplekssiz ve cana yakın bir başkan var karşımızda. Bu durum bizi de rahatlatıyor; muhabbet kendiliğinden koyulaştıkça koyulaşıyor. Bir ara başkana kaç yaşında olduğunu soruyorum; "1969 doğumluyum" yanıtını alınca ikimiz de çok şaşırıyoruz; en fazla 35 - 36 yaşlarında bir adam var çünkü karşımızda.

Ziya Eren'in 5 6 sene öncesine dayanan ilk dönem başkanlığından geçen sezon yaşanan hayal kırıklığına, bu sezon takımın gidişatından Anadolu'da bir kulübün başkanı olmanın zorluklarına, federasyon ilişkilerine kadar pek çok şeyden konuşuyoruz iki buçuk saat süren o sohbette. "PTT 1. Lig'de ekonomik sıkıntı yaşamayan kulüpler Çaykur Rizespor, Adanaspor, Göztepe ve Erciyesspor. Bir tek biz A. Ş. değiliz." diyor Ziya Başkan ve konuyu şirketleşmeye getiriyor. Önümüzdeki sezon gündeme gelecek UEFA kriterlerini de düşündüğümüzde Anonim Şirket statüsünde olmayan kulüplerin ayakta durabilme şansının kalmayacağını; şirketleşme konusunun Kayseri Erciyesspor açısından hayati bir önem taşıdığından bahsediyor. Kulüp yönetimlerinin istikrarı ve karar mekanizmalarının pratik bir hale gelmesi açısından şirketleşmenin önemli avantajlar sağlayacağındı anlatıyor. Ancak Kayseri yerel basınındaki kimi tepkilere sitem ediyor, ulübün bugünkü mali durumunun çok büyük oranda Ziya Eren'in şahsi olanaklarına bağlı olduğu bilinmedik şey değil zaten ancak konunun Ziya Eren konusu olmadığını, Kayseri Erciyesspor'un geleceği olduğunu söylüyor.

Teknik konularda fazla yorum yapmak istemiyor. "Biz bütün yetkiyi hocamıza verdik ve işine hiçbir şekilde karışmıyoruz" diyor. Bu yorum yapmama halinin ilgisizliğinden kaynaklanmadığını, aksine gerek kendi kulübünün gerekse de rakiplerinin hemen tüm maçlarını izlediğini; kendine ait bir futbol anlayışı olduğunu hemen anlıyoruz. Ancak prensip gereği Osman Hoca'ya özgür bir alan bıraktıklarını, inisiyatifi ona teslim ettiklerini anlatıyor. Geçmiş sezonlardan konu açıldığında, geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında takımın başına gelen Kemalettin Şentürk'ten sitayişle bahsediyor. Benim kafamdaki geçmiş sezonki düşüşün faturasını Kemalettin Hoca'ya çıkarma önyargısı, onun anlattıklarıyla büyük oranda değişiyor.

Konu diğer kulüplere kiralık olarak gönderilen genç futbolculara geliyor. Kayseri Şekerspor'a topluca verilen futbolculardan, Darıca Gençlerbirliği'ndeki Sertaç Eren'den, Siirtspor'daki Doğukan Genç'ten, diğerlerinden bahsediyoruz. "Hepsini tek tek takip ediyoruz" diyor başkan. Emre Öztürk, Hakan Bahran gibi takımdaki altyapı kökenli genç oyunculara verdiği önemden bahsediyor. Geçtiğimiz sezon Barcelona seçmelerine çağrılan 1995 doğumlu Selim Yağmur'u soruyorum; ondan da çok umutlu olduğunu söylüyor; "Özellikle profesyonel yapmadık, daha çok genç, zamanı gelecek" diyor.

13.00 gibi kalkıp yola çıkmayı düşünüyorduk; oradan Toroslar'ı aşıp Adana Derbisi'ni izlemeye geçeceğiz daha. Ancak muhabbet koyulaştıkça bu sohbete kıymayı göz alıp kalkamıyoruz bir türlü. Devrim'le çok iyi anlaşmış görünüyor Ziya Başkan. Camiada yaşadıklarını, ortak tanıdıklarını konuşuyorlar keyifle. Saat 13.30'u geçmiş artık; kalkalım diyoruz. Birlikte fotoğraf çektirmeyi akıl edemediğimize hayıflanırken "Çok düzgün adam" diyor Devrim; "Böyle insanların futbolda daha çok olması lazım".. Aynen diyorum, ben de çok takdir ettim.

Şimdi istikamet Adana 5 Ocak Stadı.. O da ikinci yazıda..

23 Şubat 2013 Cumartesi

MAÇ YAZISI : DİYARBAKIRSPOR 0 - DARICA GENÇLERBİRLİĞİ 2

* 3. Lig 3. Grup 22. hafta mücadelesini Ozan Varol izledi ve yazdı. [https://twitter.com/varol_ozan]


Ligde hiçbir iddası bulunmayan Diyarbakırspor lideri evinde ağırlıyordu. Maçtan önce hafta içi Diyarbakırspor maça çıkmayacak söylentileri vardı. Hatta bu yönde yerel televizyon kanallarında demeçler veriliyor, internet sitelerinde haberler yapılıyordu. Tüm olumsuzluklara, tüm maddi imkansızlıklara rağmen Diyarbakırspor sahaya çıkıyor ve Diyarbakırspor'a gönül vermiş taraftarlar statta yerlerini alıyorlardı. Bir zamanlar Süper ligde top koşturmuş olan Diyarbakırspor'un bu günlerini görmek insanın içini acıtıyordu. Doğu takımlarının kaderi hep aynı olmak zorunda mı? Bu senaryo daha kaç takımda tekrarlanacak? Bir yönetim gelir takımı babasının çiftliği gibi yönetir, borç batağına saplar ve sonra çeker gider. Sonra mı? Sonrası yine bildik hikaye. Takım kayyuma devredilir ve artık ortada öyle bir takım yoktur. Diyarbakırspor için de aynı şeyler geçerli bu sezon sonunda Bölgesel Amatör Lige düşecek ve muhtemelen tarihe karışacak bir takım.

Maçı anlatacak olursak, maç beklenildiği gibi Darıca Gençlerbirliği'nin hakimiyetiyle başladı. Darıca Gençlerbirliği gerek fizik, gerekse oyun anlayışı olarak Diyarbakırspordan daha iyi bir durumdaydı. Fakat Diyarbakırspor tüm bu aleyhine olan koşullara rağmen rakibi karşısında etkili olmak istiyordu. 15. dakikada Diyarbakırsporlu Serdar'a çarpan top şanssız bir şekilde ağlara gidiyordu. Diyarbakırspor rakip yarı sahasına attığı uzun topları kazanamıyordu. Fizik olarak Diyarbakırsporlu oyunculardan iyi durumda olan Darıcalı futbolcular buna imkan vermiyordu ve ilk yarı 1 - 0 Darıca Gençlerbirliği'nin üstünlüğüyle sona eriyordu.

İkinci yarıda golü daha çok arzulayan bir Diyarbakırspor izliyorduk. Tribünler gol bekliyordu ama beklenen gol 48. dakikada Darıca GB tarafından geliyordu. 2. golden sonra oyundan iyice düşen Diyarbakırspor rakip karşısında olan etkinliğini iyice yitiriyordu. Maçta başka gol olmuyor ve maç 2 - 0 Darıca GB'nin üstünlüğüyle sona eriyordu. Maçtan aklımda kalan oyuncu Diyarbakırspor'un 2 numaralı oyuncusu Abuzeyt Tekcanlı idi. Sol kanatta oynayan Abuzeyt gerek bindirmeleriyle gerekse topa olan hakimiyetiyle üzerine düşen görevi yerine getiriyordu.

MAÇ YAZISI : SİVAS DÖRT EYLÜL BELEDİYESPOR 0 - ERZİNCAN REFAHİYESPOR 0


* 3. Lig 2. Grup 22. hafta karşılaşmasını Merih Taştekin izledi ve yazdı. [ https://twitter.com/sismanatmaca ]

Sivas 4 Eylül Belediyespor - Erzincan Refahiyespor maçı Muhsin Yazıcıoğlu Stadı'nda tamamen dolu tribünlere oynandı, güzel bir zemin, iyi bir atmosfer Sivas şartlarına göre güzel sayılabilecek bir havada oynanan maç genelde orta saha mücadelesi şeklinde geçerken 4 Eylül Belediyespor play-off yolunda önemli bir 2 puan daha bıraktı


5. dakikada Erzincan atağında sağ taraftan kullanılan serbest vuruşta karambolde Sivas 4 Eylüllü oyuncular topu uzaklaştırıp kontra atağa çıktılar sol kanattan içeri yapılan ortada Muhammet arka direkte dokunamadı.17. dakikada ceza sahasının hemen önünden kazanılan serbest vuruşta Yasin'in kesme şutu barajdan geri geldi, genelde orta sahada karşılıklı top kayıpları sayesinde etkisiz ataklarla geçen 10 dakikanın ardından 4 Eylül Belediyesporlu oyuncular Yasin - Muhammet - Gökhan paslaşmasıyla çok net bir pozisyona girdiler Yasin'in şutu kaleciden geri döndü; bir dakika sonra Gökhan'ın sol çaprazdan şutunda Erzincan kalecisi yine başarılıydı. 37.dakikada Erzincan kontraatağında Gökhan sol taraftan gelen ortayı ıskalayarak takımını net bir golden ederken 2 dakika sonra çaprazdan çektiği şut kalecide kaldı. İlk yarı bitmek üzereyken gelişen Erzincan atağında ise sağ taraftan gelen ortaya altıpasta kafayı vuran Yusuf topu kalecinin üstüne gönderdi ve ilk yarı bitti : 0-0


2. yarıya iki takım da kontrollü başladı. Erzincan Refahiyespor, Yusuf'u daha etkili kullanmak için kontra atak pozisyonu ararken bu tip bir kazaya kurban gitmek istemeyen 4 Eylül Belediye'nin kontrollü oyunu devam etti. 62. dakikada gerçekleşen Yasin - Sebahattin değişikliğiyle hücum bölgesini hareketlendiren Sivas ekibi sol bek Taner'in de katkılarıyla bu kanattan hücum etmeye başladı ama Erzincan Refahiye stoperi Umut Gedik'in iyi oyunu ve Muhammet'i iyi marke etmesi bu atakların sonuçlanmasını engelledi. 70.dakikada 4 Eylül kalecisi Salih'in karşı kaleci Burak'a kadar giden degajının ardından 4 Eylül Belediyespor forveti Muhammet'in kendi savunmasında oynayan Okan'ın üstüne yürümesine bir anlam veremedim zaten bu hareketinin ardından tribünden de sert tepkiler aldı. Tepkilerden hırslanmış olacak ki 76. dakikada sırtı dönük aldığı topa dönerek güzel bir vuruş yaptı ama Refahiye kalecisi Burak pozisyonda başarılıydı. Bu pozisyonun ardından Erzincanlı oyuncular oyunu  iyice soğutmaya başladılar. İleride sadece Yusuf'u bırakıp takım halinde savunma yaparak zaman geçirmesini bildiler. 90+3'te Sivas sol beki Taner'in ceza sahasına sol çaprazdan girip çektiği etkili şut kaleci Burak tarafından kornere çelindi ve maç 0-0 sona erdi. Maçta dikkatimi çokça çeken Refahiye stoperi Umut Gedik tecrübesini gerçekten sahaya çok iyi yansıttı; hava toplarındaki başarısı kestiği bir çok pasla 4 Eylül hücum hattına zor anlar yaşattığını söyleyebilirim. 4 Eylül tarafında ise 10 numara Yasin gerçekten yetenekli bir oyuncu  top ayağına gerçekten yakışıyor ama önünde oynayan Muhammet'le daha iyi anlaşabilmeleri lazım.

13 Şubat 2013 Çarşamba

MAÇ YAZISI : DENİZLİ BELEDİYESPOR 2 - ANADOLU SELÇUKLUSPOR 1


* 2. Lig Beyaz Grup 20. hafta karşılaşması Ahmet Mert Can'ın bloğundan (ahmetmertcan.blogspot.com) yazarının onayıyla alıntılanmıştır. [ https://twitter.com/amertcan10 ]



Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup'ta 20. haftaya 16. sırada giren Denizli Belediyespor, Doğan Seyfi Atlı Stadı'nda konumu itibari ile direkt rakiplerinden olan Anadolu Selçukluspor'u ağırladı. Rakibini maçın yıldız ismi Emrah Bedir ve Çağrı Ortakaya'nın golleriyle 2-1 mağlup etti. A. Selçukluspor'un tek golü, maçın son dakikalarında Doğan Şahin'den geldi. Bu sonucun ardından üstündeki rakiplerinin de puan kaybetmesi ile Denizli Belediyespor 4 sıra birden atlayarak 12. sıraya kadar yükseldi.

Türkiye'nin birçok bölgesinde zemin şartlarının futbol oynamaya elverişli olmadığı konuşulurken Doğan Seyfi Atlı Stadı'nın suni çim olmasından sebep; Denizli'de hem hava şartları hem de zemin futbol oynamaya fazlasıyla müsaitti. Ancak bu şartlara rağmen futbolun güzelliklerine layığıyla tanık olamadığımızı düşünüyorum.

Maça hızlı başlayan ekip A. Selçukluspor'du. Dakikalar 6'yı gösterirken Kenan Karışık'ın kullandığı serbest vuruş direkte patladı ve belki de Denizli Belediyspor cephesinden bakarsak; konuk takımın yarattığı en etkili pozisyonlardan birisi şansın da yardımıyla savuşturulmuştu. Bu dakikadan sonra maç orta saha mücadelesi şeklinde geçti. Sonucu değiştirecek anahtar duran toplar gibi görünüyordu ve nitekim öyle de oldu.


Denizli Belediyespor adına 15. dakikada kazanılan serbest vuruşta topun başına Emrah Bedir geçti. Emrah, kaleyi sağ çaprazdan gören pozisyonda, sağ ayağıyla yakın doksana yaptığı muazzam vuruşla takımını öne geçiren isim oldu. Bu golün ardından Denizli Belediyespor rakibine nazaran daha etkili oldu diyebiliriz. 28.dakikada sol köşe gönderine yakın bir bölgede topu kazanan Çağrı Ortakaya rakiplerinden sıyrılıp şık bir vuruş yaparak farkı 2'ye çıkardı ve takımını rahatlatan isim oldu.

Maçın 2. yarısıyla birlikte savunmaya çekilen ev sahibi ekip; Teknik Direktör Adnan Erkan'ın bence yanlış tercihi ile forvet Hüseyin Ateş'i oyundan alıp yerine stoper Kemal Bersis Çanak'ı dahil etti. A. Selçukluspor golü erken bulmuş olsaydı maçın seyri değişecekti. Gol 89.dakikada gelmesine rağmen son dakikalarda Denizli Belediyespor taraftarı ecel terleri döktü. Gol atan Doğan Şahin Türkiye liglerindeki en ilginç gollerden birine imza attı. Karambolde top hem savunmaya hem Doğan'a hem de direğe çarpıp ağlara gitti. Bu arada Denizli Belediyespor 2-0 öndeyken İbrahim Çelik'le bir de penaltı vuruşunu değerlendiremedi. Bu pozisyonda Selçuk'un harika pasında hareketlenen ve penaltıyı kazandıran isim yine Emrah Bedir'di. Ayrıca kaleci Gökhan Alsan'ın da yaptığı kritik kurtarışları göz ardı edemeyiz.

Bu hafta Gaziosmanpaşa, Çamlıdere Şekerspor, Körfez FK, Ofspor ve A. Selçukluspor'un puan kaybetmesiyle en kazançlı takım Denizli Belediyespor oldu. Ancak bu oyun anlayışıyla alt sıralardan kurtulması zor gözüküyor. A. Selçukluspor ise son 10 haftada aldığı 8 mağlubiyet ve 2 beraberlikle yalnızca 2 puan toplayabildi. 10. haftayı 4. sırada geçen takım şuan için 16. sırada.

Maçın en önemli detayı ise; Çanakkale bölgesi hakemi Zafer Koçbay'ın harika yönetimiydi. Gerek verdiği ve vermediği kararlar, gerekse futbolculara yaklaşımıyla tam notu hak etti. Emrah Bedir'le birlikte maçın yıldızıydı diyebilirim. Başarılarının devamını diliyorum.

12 Şubat 2013 Salı

MAÇ YAZISI : BELEDİYE VANSPOR 0 - ANKARA DEMİRSPOR 1

* 3. Lig 1. Grup 21. hafta karşılaşmasını Ozan Varol izledi ve altligler.blogspot.com için yazdı. [ https://twitter.com/varol_ozan ]

Pazar günü Van Atatürk Şehir Stadyumu'nda oynanan Vanspor - Ankara Demirspor maçındaydım. Vanspor için play-off yolunda oldukça önemli bir maçtı. Maçtan önce Vanspor 26 puanla 12. sırada bulunuyordu. Vanspor bu maçı kazanması halinde play-off yolunda altın değerinde bir 3 puana sahip olacaktı.


Maçtan önce tribünlerde harika bir atmosfer vardı. Taraftar var gücüyle takımına destek oluyordu ve tribünler doluydu. Yani 3 puan için gerekli tüm şartlar oluşmuştu. Maça gelecek olursak; maç Ankara Demirspor'un vuruşuyla başladı. Vanspor kendi seyircisi önünde etkin olmak istiyor fakat fizik olarak Vanspor'dan daha iyi durumda olan Ankara Demirspor buna izin vermiyordu. Ankara Demirspor hava toplarında etkili oluyor ve Vanspor'un etkili olmasına izin vermiyordu. İlk yarıda sahada vasat bir Vanspor izliyorduk. Maçın 40. dakikasında sol kanattan  gelen orta şanssız bir şekilde Akın'a çarpıyor ve Vanspor soyunma odasına 1 - 0 mağlup olarak giriyordu.

İkinci yarıda ise sahada daha canlı gol arayan bir Vanspor ve 1 - 0'lık skora yatmak isteyen bir Ankara Demirspor izliyorduk. Vanspor yükleniyor gol arıyor fakat beklenen gol bir türlü gelmek bilmiyordu. Ali Kurt'un şutunu kaleci Ahmet doksandan çıkarıyor olmadımı olmuyordu işte. Sonuçta 90 dakika Ankara Demirspor'un 1 - 0 lık galibiyetiyle bitiyordu. Mağlup olduğumuz bu maçtan geriye akıllarda Umut'un güzel oyunu kalıyordu. Bu maçta eğer Umut'un bu oyununa ayak uyduracak bir oyuncumuz olsaydı maçı Vanspor kazanabilirdi. Ne diyelim sağlık olsun. Haftaya evimizde oynayacağımız Pazarspor maçını kazanalım ve ligde hiçbir iddiası kalmayan Çorum deplasmanına moralli gidelim.

MAÇ YAZISI : BALIKESİRSPOR 2 - EYÜPSPOR 0


* 2. Lig Beyaz Grup 20. hafta karşılaşmasını Onur Dündar izledi ve altligler.blogspot.com için yazdı. [ https://twitter.com/dndar_10 ]



Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup'ta lider Balıkesirspor evinde karşılaştığı Eyüpspor'u İlyas Çakmak'ın iki golüyle 2-0 mağlup etmeyi başardı.

Balıkesir'de maça ilgi beklenilen altındaydı.Yağan yoğun yağmur ve çeşitli sebeplerden dolayı şampiyonluğa giden takımları Balıkesirspor'u sadece cefakar olarak nitelendirebileceğimiz taraftarı yalnız bırakmadı. Eyüpspor da kendilerine ayrılan bölümde az sayıda da olsa yerini aldı.Taraftarlar iki takımı el ele tribünlere davet etti. Dostluk havasında başlayan karşılaşmayı İzmir bölgesi hakemi Volkan Alabaş yönetti. Ev sahibi Balıkesirspor, Ahmet Şahin, Caner Arıcı, Rıza Efendioğlu, Hasan Hatipoğlu, Kerem Gülbahar, Ali Akburç, Salih Sefercik, Ertuğrul Arslan, Mustafa Şen, Muhammet Reis, İlyas Çakmak 11'iyle çıktı. Balıkesirsporlu futbolcular kırmızı formayla ve ellerinde 'Bizler gönül elçileriyiz ya siz?' yazılı bir pankartla çıktı. Eyüpspor düz sarı forması ile mücadele ederken ilk 15-20 dakikalık bölümde ortada bir oyun oynandı, Balıkesirspor'un bu periyottaki oyunu vasatı aşamazken Eyüpspor'un da ilk dakikalardaki temkinli oyunu pozisyonların olmasını engelledi. Daha önceki Bayrampaşa ve Anadolu Selçuklu maçları gibi bir karşılaşma izleyeceğimiz izlenimi veren ilk 20 dakikadan sonra Balıkesirspor'un topu ileriye taşıma çabaları 29. dakikada sonuç verdi. Rıza'nın gönderdiği uzun topta Ali Akburç göğsüyle İlyas'ın önüne indirdi ve İlyas'da sağ ayağıyla düzgün bir vuruş yaparak takımını 1-0 öne geçirdi.Sonraki dakikalarda gerek orta saha,savunma ve kanatlardaki hareketli oyunların düzene girmesiyle Balıkesirspor oyundaki ağırlığını ortaya koymayı başardı.40.dakikada Muhammet Reis'in ceza sahası dışından nefis şutu direkten döndü.Pozisyonu iyi takip eden ve vuruş sonrası Eyüpspor savunmasının duraksaması ile beraber İlyas Çakmak rahat bir vuruşla durumu 2-0 yaptı.Eyüpspor'un savunmadaki zaaflarını atılan her iki golde de iyi değerlendiren Kırmızı Beyazlılar devreye iki farklı skor avantajı ile girdi.

Maçın ikinci yarısında konuk ekip Eyüpspor'da sarı kartı bulunan ve pek varlık gösteremeyen Ersen Martin ve Mustafa Samican oyundan çıkarken yerlerine Okan ve Güngör dahil oldu. İkinci yarıya beklediğim gibi oyun anlayışında ve daha çok skoru korumak isteyen ev sahibi Balıkesirspor ihtiyaç duyduğu mutlak 3 puana yönelik bir bilinçle oynadı; fakat ikinci yarıda Eyüpspor elinden gelen gayreti gösterdi ve tehlikeler yaratmaya başladı. Bu tehlikelerin en önemlisi maçın 51.dakikasında yaşandı. Eyüpspor, Hasan Hatipoğlu'nun cezası sahası içinde Eser'e yaptığı müdahale sonucu,yardımcı hakemin de ikazıyla penaltı kazandı. Hasan bu pozisyonda sarı kart görürken Balıkesirsporlu futbolcular yoğun itirazlarda bulundular. Penaltı vuruşu için topun başına geçen Eser yaptığı vuruşta kaleci Ahmet Şahin'i geçemedi. Ahmet Şahin nefis bir kurtarışla gole engel oldu. Kurtarış sonrası arkadaşlarından ve tribünden büyük destek gören Ahmet Şahin kale arkasında ısınan Koray Çölgeçen'e sarılması gözlerden kaçmadı. Maçın dönüm noktası sayılabilecek bu pozisyondan yararlanamayan Eyüpspor daha sonraki dakikalarda girdiği bütün pozisyonlarda Ahmet Şahin duvarına çarptı. Ahmet Şahin geçen yıllara meydan okurcasına yaptığı kurtarışlarıyla adeta destan yazdı. Balıkesirspor sonraki dakikalarda İlyas Çakmak ve Ertuğrul Arslan ile girdiği pozisyonları ise değerlendiremedi. Eyüpspor'un da penaltı sonrası girdiği ciddi atakları sonuçsuz kaldı.78. dakikada Mustafa Şen yerini Deniz Vural'a 84.dakikada da Ali Akburç yerini adaşı Ali Öztürk'e bıraktı. Son 10 dakika yoğun yağmur altında oynanırken Balıkesirspor mücadeleyi 2-0 kazanmayı başardı ve puanını 39'a çıkardı.En yakın takipçisi İnegölspor'un da deplasmanda Alanyaspor'a 2-0 mağlup olmasıyla puan farkını 4'e çıkararak büyük avantaj yakaladı. Eyüpspor'un oyunu çirkinleştirmemesi ve güzel oyuna katkı vermesiyle güzel bir maç izledik. Son haftalara göre daha iyi oyun ortaya koyan kırmızı beyazlılar şampiyonluk için ümitlerini güçlendirirdi. Yeni transferlerden sahaya çıkan iki isim Ahmet Şahin ve İlyas Çakmak'ın 40 yıllık Balkes'li gibi oynamaları ve maça direkt etki etmeleri taraftarları mutlu etti. Bunun dışında Balkes savunmasının ikilisi Rıza ve Hasan yine muhteşem oynadı. Geçen hafta Konya'da cezası sebebiyle forma giyemeyen Caner Arıcı sağda, Kerem Gülbahar ise solda görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştı. Teknik Direktör İsmail Ertekin ise maç boyunca heyecanla maçı takip etti.

Maçın sonunda taraftarlar ile futbolcular kucaklaşırken ortaya çıkan tablo görülmeye değerdi. Balıkesirspor'un geçen sezon kaybettiği 1. Lig bileti bir inanç kaybı yaratırken hâlâ lider olan takımlarına tribün desteği anlamında yeteri kadar ilgi göstermediği görülmektedir. Şampiyonluğun 13 maç uzakta olduğu 2.Lig Beyaz Grup'ta Balıkesirspor bu bilet için en büyük aday olarak mücadelesini sürdürmektedir.

Balıkesirspor önümüzdeki hafta deplasmanda Yeni Malatyaspor ile karşılaşırken Eyüpspor ise evinde Denizli Belediyespor ile karşılaşacak.

MAÇ YAZISI : TOKATSPOR 2 - KIRKLARELİSPOR 0


* 2. Lig Beyaz Grup 20. hafta karşılaşmasını Emre Bay izledi ve altligler.blogspot.com için yazdı. [ https://twitter.com/emrebay60 ]



Ligin ikinci yarısına istediği gibi başlayamayan Tokatspor bu hafta sonunda konuk ettiği ve 2-0 gibi net bir skorla mağlup ettiği Kırklarelispor maçının ardından yeniden hayat buldu.

Önce İnegöl mağlubiyeti ardından Çamlıdere Şekerspor beraberliği ile ne oluyor dedirten bordo-beyazlılar nihayet 2013 ylının ilk galibiyeti ve ilk 3 puanı ile tanışarak play-off hedefi yolunda ilerleyişini sürdürdü.

Güneşli ve ilkbahar mevsimini andıran ılık bir havada oynanan müsabakayı 3 bin üzerinde taraftar takip etti. Kırklarelispor takımını desteklemek üzere yaklaşık 1000 km pankartları ile gelen 2 taraftarı da tebrik ederim. Tokatspor’da Bilal Çubukçu ilk kez taraftarı ile buluştu ve taraftarından alkış aldı. Geçtiğimiz haftaki kadronun aksine yine rotasyon izlediğimiz bordo-beyazlılar sahaya Mehmet, Alihan, Ercan, Emin, Haluk, Serkan, Taylan, Oğuz, Hacı, Furkan, Bilal ilk 11’i ile çıktı. Maçın ilk atağında 3.dakikada Tokatspor’un kazandığı firikikte topun başına Bilal geçti. Bilal sert vurdu top barajdan döndü. Bu kez 11.dakikada orta sahada Haluk’dan aldığı topla sağ çaprazdan ceza alanına hareketlenen Bilal ceza alanına girmek üzere iken kaleyi yokladı üstten aut. 27.dakikada ise konuk ekibin net atağında kaleyi cepheden gören bir yerden kazanılan serbest atışta Hakan Güvençer, arka direk altıpas içerisinde bomboş pozisyonda olan arkadaşı Serkan Turhan’a al da at dercesine nefis bir pas çıkardı. Bu oyuncunun kafasını kaleci Mehmet nefis çıkardı. Yine 33.dakikada konuk ekibin üstün olduğu anlarda Murat Tiraki sağ çaprazdan ceza alanına hareketlenen Serkan Turhan’a çıkardı. Bu oyuncunun sert şutunda kaleci Mehmet soğukkanlı bir şekilde tehlikeyi önledi. 42.dakikada konuk ekibin Maraton Tribünleri önünden taç çizgisi kenarından Hakan Güvençer’in ceza alanına yaptığı ortada Oğuz tehlikeyi önledi. Dönen topu Hakan bir kez daha ortaladı Alihan’dan seken top bir anda Serkan Turhan’ın önünde kaldı. Bu oyuncunun kafa vuruşu Mehmet’in ellerinde kaldı. İlk yarıda bu pozisyon ile 0-0 berabere sonuçlanırken, Kırklareli takımının adam adama markaj ile ve kontra futbolla bir gol bulma düşüncesi tipik deplasman takımı olduğunun göstergesiydi. İlk yarıda özellikle Taylan ve Emin adam adama markajda kalınca fazlada pozisyona giremediler. Bir dikkat çeken nokta ise Emin’in sağda Bilal’in solda oynaması idi. Özellikle rakip takımda 13 numaralı Serkan Sözmen Emin Yalın’a adım attırmadı.


İkinci yarıda oyuna etkili başlayan Tokatspor sol taç çizgisinden topu sürükleyen Emin ile bulduğu pozisyonda bu oyuncunun şutu kalesini terk eden kaleci Alişan’ın göğsünden döndü. Dönen top Taylan’ın önünde kaldı. Taylan sert vurdu top üstten auta gitti. Akın akın ataklar geliştiren Tokatspor aradığı golü 49.dakikada Bilal’in sağ kanattan ön direğe ortaladığı ve ön direkte Taylan’ın kafasından gelen gol ile buldu. İkinci yarıda pozisyon üzerine pozisyon bulan Tokatspor, yine orta sahada Haluk’dan aldığı topla sol kanattan ceza alanına giren Emin ile pozisyona giriyor. Bu oyuncunun ceza alanı çizgisi üzerinden sert şutu az farkla üstten auta giderken aradığı ikinci golü de bulamıyordu.  55.dakikada Emin Yalın sol kanattan sürdüğü topla sağ kanattan ceza alanına hafif çaprazdan hareketlenen Taylan’ı gördü. Taylan kaleci Alişan ile karşı karşıya kaldı sert vurdu kaleci Alişan topu tokatladı. Ve Tokatspor aradığı  62.dakikada yüzme havuzu tarafından kazanılan köşe vuruşunda yapılan ortada stoperi Oğuz Özden’in kafası ile buluyor ve 2-0 öne geçiyordu. Golün ardından artık iyice rahatlayan Tokatspor oyununda tartışmasız üstünlüğünü alıyordu. 69.dakikada bu kez sağ kanattan topla gelen Taylan, sol kanattaki Emin’e nefis bir pas çıkardı. Emin rakibinden sıyrıldı ceza alanına girmek üzereyken kaleyi gördü şutunu çekti az farkla üstten auta gitti. 71.dakikada bu kez kaptan Ercan Güneri ceza yayı üzerinden müsait pozisyonda şansını denedi üstten aut. İkinci yarı hemen hemen pozisyon bulamayan Kırklareli takımı 75.dakikada sol kanattan hafif çaprazdan ve kaleye yaklaşık 25 metre mesafeden Hakan Güvençer ile kaleyi yokladı Mehmet yerden gelen topun hakimi oldu. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Tokatspor sahadan 2-0 galip ayrıldı. Yine dikkat çekici bir nokta da ilk yarıda sağda oynayan Emin ikinci yarı da sola, solda oynayan Bilal’de sağa geçmişti. Bu müsabakada bilek hareketleri ile Bilal, uyumu ile Emin-Taylan ikilisi, sağ bekde Furkan, kritik dakikalarda yaptığı kurtarışlar ile kaleci Mehmet, Beşiktaşlı stoper Sivok misali takımını sırtlayan ve kafa gollerine devam eden Oğuz öne çıkan isimler oldu.

10 Şubat 2013 Pazar

MAÇ YAZISI : YENİKÖY 0 - KUŞTEPE 0


* İstanbul Süper Amatör Lig 24. hafta karşılaşmasını Ömer Gülhan izledi ve yazdı. [https://twitter.com/dariusvassell93]


Fatih’ten kalkıp düştük Sarıyer yollarına…
Maç programı açıklandığında aslında mesafe olarak pek cazip gelmese de maçın atmosferi ve iki takımın ligdeki konumunun verdiği heyecan ile bu maça gitme kararı aldım. Stada yetiştiğimde saat 14.15 civarıydı. Sahanın içine girip birkaç fotoğraf alma konusundaki ısrarımı gerçekleştirdim. Sarıyer Stadı’nın diğer statlara göre sıkıntısı futbolcu girişleri ve hakem odalarının iç tarafta olması herkesçe normal gözükse de sahaya tribünden inmek imkansızdan öteydi. Yani bir yönetici, bir muhabir veya bir polis değilseniz Sarıyer Çayırbaşı Belediye Stadı içine girmek yasakmış. Neyse kendimizi şöyleyiz, böyleyiz ,kovalıyoruz diye tanıtarak saha komiserine ulaştık. Sağ olsun kırmadı, yardımcı oldu.
Yeniköy takımı sahaya : Bülent Sağlam, Ertuğrul Sancaktutan, Serkan Çoşkun, Emirhan Özkan, Barış Kasaroğlu, Tayfun Genç, Mert Yıldırım, Sezer Zengiligil, Uğur Çimen, Şenol Yıldırım, Abdul Baki Yıldırım on biri ile çıktı.


Kuştepe takımı sahaya: Türker Tunç, Gökhan Günel, Esad Zengin, Volkan Turmuş, Uğur Uygun, Berkan Özbek, Tolga Öztürk, Ozan Özdemir, Volkan Yazkan, Orçun Özdemir, Osman Altınbulak on biri ile çıktı.


Grup liderliği açısından çok önemli bir karşılaşmaydı. Lider Kuştepe’nin bu maç öncesi 53 puanı, lig ikincisi Yeniköy’ün ise 50 puanı vardı. Ve Yeniköy’ün alacağı bir galibiyet ile puanlar eşitlenecek ve son iki hafta daha da heyecana sahne olacaktı. Saat 14.15’te stada varmama rağmen maç başlamamıştı. Birkaç yetkili ile konuşmamda hakemlerin polis olmadan maçı başlatmam uyarısı üzerine polisler bekleniyordu. Geçen hafta gene bir Süper Amatör Lig mücadelesi İstanbul Kastamonuspor - Zeytinburnu maçını 250-300 civarında çevik kuvvet takip ederken bu maçta bir polisin bile olmaması garipti. Ben hep diyorum bir polis ile ülke elden gitmez. Yerden bitme 15-16 yaşındaki çocuk hakem dövüyor. Hakem elini kaldırsa “hakem futbolcuya saldırdı” gündemi yaratılacak. Çok değil ya bir polis en azından caydırıcı bir etki yansıtsın. Umarım laflarımıza emniyetten geri bir kontra atakla cevap verilir de hem biz seviniriz(futbolu sevenler) hem saha da saatlerce teri soğumuş futbolcular sevinir hem de hakemler…
Maça geç kalmış korkusuyla dili damağa kurumuş, otobüsten atladığı gibi stada koşan Kuştepe taraftarlarında stada ayak bastıklarında mutlulukları yüzlerinden okunuyordu, maç başlamamıştı. Daha amigoları sahaya girip üçlü çektirecek, futbolculara yumruk şovlar yapacaktı. Yeniköyspor Kulübü çok şaşalı bir camia. Şeref tribününden bile maç izlemek için kimsin kardeşim? Çık yan tarafta izle. Gibi tepkilerde aldık. Birkaç fotoğraf çekip çıkıcam diye zor bela ikna ettik adamları. Maça ilgi büyüktü. Dediğim gibi Kuştepe taraftarı otobüslerle Sarıyer Çayırbaşı Stadı’ndaki yerlerini almışlardı. Verdikleri destek, yumruk şov ve futbolculara taktıkları o komik takma isimleri bile görmek, duymak bile iyi ki gelmişim izlenimi yarattı. Yalnız futbolcularında bu isimleri benimsemeleri ayrı bir enstantene idi. Mesela Kuştepe takım fotoğrafında sağ üstte en sağ taraftaki abimize Quaresma diye tempo tutup çağırdılar. Tribüne attığı bakış, yüzündeki tebessüm ve yumruk şovdaki samimiyet bütünleşmeyi kes. Tolga abimiz nam-ı diğer Quaresma oyunu ile statta ki herkesi kendine hayran bıraktığını da ekleyelim. Bu arada futbol oyunu taraftar ile güzel yoksa hiçbir takımın yanlısı falan değiliz. Geçelim maçımıza.



Yoğun güvenlik önlemleri beklemişken on bilemedin on iki polis stada geldi. Ve hakem de aldı polisleri arkasına çıktı sahaya. Sanırsın Karşıyaka - Göztepe, Malatyaspor - Elazığspor maçları oynanıyor. Hakemin düdüğü ile karşılaşma başladı. İlk yarım saat orta alan mücadelesine sahne olan maçta ilk kayda değer atak 35.dakikada gerçekleşti. Yeniköy atağı sol taraftan gelişti. Biranda topu önünde bulan Şenol Yıldırım sol uzak köşeye çok sert vurdu top yandan auta gitti. Ve ilk yarı 0-0 sonuçlandı. İkinci yarıda arkamda bulunan sözde futbol sevdalısı abilerimiz, bu ne biçim maç be diyerek kalkıp gittiler. İkinci yarı gerçekten de hızlı başladı. 50.dakikada Kuştepe defansından Gökhan sol taraftaki Osman’a doğru uzun bir pas attı. Osman topu göğsünde yumuşatıp ceza sahasına girdi ve sol köşeye bıraktığı topu kaleci Bülent çok iyi çıkardı. 62.dakikada sağ taraftan gelişen Yeniköy atağında Mert’in ceza sahasına çevirdiği topu Hakan ağlara gönderdi fakat hakem Hakan’ın topu elle aldığı gerekçesiyle golü iptal etti. Kuştepe seyircilerinin arkası gelmez meşaleleri maça farklı bir hava katıyordu. 70.dakikada sağ taraftan gelişen Kuştepe atağında Volkan’ın ortasına Tolga düzeltip vurdu top üstten auta gitti. 76.dakikada gene Tolga topu sol taraftan alıp ceza sahasına sokuldu kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonu değerlendiremedi. Ve maç başladığı gibi bitti. Maç bitiminde Kuştepeli futbolcular kazanmışcasına seviniyorlardı. Aldıkları beraberlikle büyük avantaj elde ettiler diyebiliriz. Haftaya CFS Bağcılarspor ile içeride oynayacaklar. Bir sonraki hafta ise Çamlıca deplasmanına gidecekler. Yeniköy ise haftaya Ömerli Köyü ile bir sonraki hafta ise Avcılar Belediyespor ile yapacak. Gruplarda ilk iki sırayı alan takımlar playoffa kalıyor. Ve BAL’a yükselme maçları tek maç usulü oynanacak. Her iki takıma da başarılar dileyelim yalnız CFS Bağcılar’ın rahatsız edici bindirmesini de unutmayalım onlara da bir başarılar dileyip, bitirelim…

Fotoğraf çekimi konusunda bana izin veren saha komiseri Murat Nazik hocama da bir teşekkürü borç bilirim.

8 Şubat 2013 Cuma

MAÇ YAZISI : EYÜPSPOR 0 - YENİ MALATYASPOR 3


* 2. Lig Beyaz Grup 18. hafta mücadelesini Ömer Gülhan izledi ve yazdı [https://twitter.com/dariusvassell93]


Cumartesi günü Sarıyer - Tarsus İdman Yurdu ve Eyüpspor - Yeni Malatyaspor maçları arasında gidip gelsem de seçimim Eyüpspor - Yeni Malatyaspor maçı oldu. Sabaha da bir maç sığdırabilir miyim diye düşünürken maalesef düşündüğüm olmamıştı. Şu an altyapı yaş gruplarında U-14, U-16 ve U-19 ligleri devam ediyor. Gelecek hafta U-16 liginden bir maçı da ele almaya çalışacağım. Geçelim maçımıza.

Maça on dakika kala stada yetişmiştim. Kapıda izdiham vardı. İstanbul’da yaşayan Malatya insanı, takımın durumu pek iç açıcı olmamasına rağmen her maç deplasman tribünü doldurma alışkanlığını sürdürmeye devam ediyordu. Bugün de bin beş yüz belki daha fazla Malatyaspor taraftarı tribündeydi. Mesafe ve sayım konusunda pek başarılı değilimdir, bu yüzden tribündeki seyirci sayısı konusunda yanlışım olabilir. Sonradan fark etsem de (bir grup desek ayıp olur) yetmiş seksen civarında Malatya seyircisi, Eyüpsor tribünlerinden maçı takip ediyordu. Eyüpspor takımı sezona teknik direktör Murat Şahin ile başlamıştı. Kadrosunda Ersen Martin, Ali Cansun, Levent Kartop, Eser Yayla, Mehmet Tosun, Erkan Ferin ve Mehmet Budak gibi önemli futbolcular bulunan takım şüphesiz sezon başında herkesin favorisiydi. Aslında Yeni Malatyaspor için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Sezon başında Ziya Aydın, Ömer Hacısalihoğlu, Ramazan Kahya, Sedat Yeşilkaya, Okan Öztürk, Halil Zeybek gibi önemli futbolcular ile anlaşmışlardı. Sezona Gürses Kılıç ile başlayan Yeni Malatyaspor istediği sonuçları bir türlü alamıyordu. Devre arasında yıldızlar birer birer kaymaya başladı. Eyüpspor’da Levent Kartop, Ali Cansun gibi önemli futbolcular ile yollar ayrıldı. Ali Cansun’un takıma faydası azımsanmayacak derecede yüksekti fakat durumları pek bilmediğimiz için yorum yapmak mümkün değil. Levent Kartop hafta içinde futbolu bırakma kararı aldı. Ali Cansun da Azerbeycan Ligi’nden bir takımı ile görüşüyor. Yeni Malatyaspor’da ise Sedat Yeşilkaya ve Cihan Yeşilırmak Giresunspor ile anlaştı. Kapıdaki izdihamdan bahsetmiştim. Bilet fiyatlarından gene dem vurmak istemem ama 10 TL gibi bir cüzi ücret demeyeceğim çünkü ülkemizde 1 TL’ye Süper Lig maçları izlendiğimizi de unutmazsak yüksek bir fiyattı. Aslında benim fiyat konusunda hiçbir lafım yok. Bir fiyat belirlersin, sezon boyunca veya taraftarın ilgi veya alakasına göre fiyatları ya aşağı çekersin ya da yukarı. Benim kızdığım konu takıma göre bilet fiyatlarının belirlenmesi. Gerçi bu bir şey değil, asıl ayıp Kırklarelispor yönetiminin yaptıkları. Sezon başından beri bilet fiyatları 5 TL iken Malatyaspor maçında deplasman tribünleri 15 TL’ye satıldı. Şanlıurfaspor’un 14 maçlık kombinesi 10 TL’den satışa sunulurken.. Neyse...


Maç başlamadan önce Eyüpspor ve Yeni Malatyaspor taraftarları arasında dostluk mesajları verildi. Bir taraftar Yeni Malatyaspor tribününe Eyüpspor atkısı verdi aynı şekilde Malatyaspor taraftarı da karşılık verince dostluk patlaması yaşanıyordu. Marmara bölgesinde pek güzel anıları olmayan Malatyaspor seyircisinin Sarıyer, Kırklarelispor, Kasımpaşa maçlarında yaşadıklarını hepimiz biliyoruz. Eyüpspor sahaya Akın Dağdelen, Tayfun Taner, Mehmet Budak, Mustafa Keskin, Aytürk Hocaoğlu, Okan Salmaz, Ersen Martin, Selçuk Özkan, Savaş Esen, Levent Turan, Güngör Kaya on biri ile çıktı. Yeni Malatyaspor ise Vedat Kapurtu, Ömer Hacısalihoğlu, Ercan Ünal, Erdal Sezek, Yılmaz Özeren, Yasin Palaz, Hacı Mustafa Karabulut, Mehmet Türkmehmet, Halil Çelik, Okan Öztürk, Eren Görür on biri ile sahaya çıkmıştı.

Maça Eyüpspor hızlı başlamıştı. Dakika 3’te sol taraftan kullanılan kornerde Okan Salmaz topu karambolde önünde buldu ve topu üstten auta vurdu. Dakika 6’da Eren Görür’ün Levent Turan’a presi sonuç verdi. Mehmet Türkmehmet’in sol taraftan ortasında Eyüpspor defansı topu uzaklaştırmak isterken top Yasin Palaz’ın önünde kaldı. Yasin Palaz ceza sahası dışında sol köşeye düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Dakika 19’da orta sahada kısa paslarla çıkan Yeni Malatyaspor takımı sol taraftan Okan Öztürk’ün pasında Yasin Palaz uzaktan sol üst köşeye mükemmel vurdu kaleci Akın topu kornere çeldi. Dakika 22’de Akın atağı hızlı başlatmak isterken  Yeni Malatyaspor defansı tarafından uzaklaştırılan top bir anda Okan Öztürk’ün önünde kaldı. Okan kaleciyi geçti ve topu ağlara gönderip skoru 2-0 yaptı. Dakika 32’de sol taraftan gelişen Eyüpspor atağında Okan Salmaz’ın ortasında Ersen Martin’in kafası üstten auta gitti. Dakika 39’da hızlı bir şekilde kontraya çıkan Malatyaspor’da Yasin Palaz uzaktan gene kaleyi yokladı top auta gitt. Dakika 42’de Yeni Malatyaspor defansında Yılmaz Özeren’in kaptırdığı top defansta tehlike yarattı. Savaş’ın önünde kalan topa Savaş sol köşeye mükemmel vurdu top yandan auta gitti. İlk yarı Yeni Malatyaspor’un 2-0 üstünlüğü ile tamamlandı. Eyüpspor’da ilk yarının şüphesiz en iyisi Adanaspor’dan kiralanan Okan Salmaz’dı. Her iki kanatta da oynayabilen Okan sahanın her yerindeydi. Okan’ın maça sağ kanatta başladığını izleyenler  bana kalırsa anlamamıştır. Adanaspor onu büyük ihtimal pişmesi için Eyüpspor’a göndermiş. Sezon sonunda takımına geri dönecek olan Okan Salmaz bana kalırsa gelecek yıl çok rahat bir şekilde PTT 1. Lig'de oynayacak kapasiteye sahip. Yeni Malatyaspor’un geçen yılın devre arası transfer döneminde Bozüyükspor’dan transferi Yasin Palaz ise maçın ilk yarısının en iyisiydi. Bana kalırsa sezonun en iyi maçını çıkarıyordu. Uzaktan şutlar konusunda takımın en iyisi, ilk yarıda kaleye çektiği üç şutun biri gol oldu. Diğer ikisi ise tehlike yaratacak derecedeydi. İkinci yarıya Eyüpspor baskılı başladı. Yeni Malatyaspor ise defansa yaslanmaya başladı. Dakika 46’da ceza sahasına yapılan ortayı Ersen Martin indirdi Okan Salmaz gelişine çok iyi vurdu top yandan auta gitti.  Dakika 62’de Hacı Mustafa Karabulut’un ara pasında Okan Öztürk kaleci ile karşı karşıya inanılmaz bir golü kaçırdı. Dakika 69’da Yasin Palaz’ın geliştirdiği atakta Halil Çelik soldan bindirme yapan yeni transfer Mehmet Türkmehmet’e bıraktı. Mehmet’in çevirdiği topa Okan Öztürk dokundu. Ve skoru 3-0 getirdi. Dakika 80’de ceza sahasına yapılan ortaya Ersen Martin’in dönerek vuruşu üstten auta gitti. Ve maç 3-0 Yeni Malatyaspor’un üstünlüğü ile tamamlandı. Her maç sonunda saatlerce bekleyen biri olarak, maç başındaki dostluk mesajlarının da etkisi ile maç bittiği gibi stattan çıktık hem de taşlanmadan…  Eyüpspor’da ikinci oyuna giren Erhan Küçük futbol kariyerinde uzatmaları oynuyor diyebiliriz. Kasımpaşa’nın Süper Lige çıkmasındaki büyük pay sahibi olan Erhan Küçük yaşının da verdiği ilerleme ile son üç sezondur vasatı geçemeyen performansı gözümüzden kaçmıyor. Biz onu Ali Sami Yen’de Galatasaray’a attığı frikiği ile tanıdık diyebiliriz. FM oyununda da çok nazlı bir futbolcu olduğunuda ekleyeyim. Serbestken bile transfer edemiyorduk. Maçın sonlarına doğru Eyüpspor taraftarı Murat Şahin’i istifaya davet etti. Bugün Eyüpspor yönetimi bir açıklama yaptı. Yönetim, Murat Şahin ve ekibinden memnunuz ve yola devam edeceğiz diye bir açıklama yaptı.  Eyüpspor gelecek hafta ligin lideri Balıkesirspor deplasmanına gidiyor. Yeni Malatyaspor ise haftaya bay geçecek ve bir sonraki hafta belki de ligin kırılma maçı olarak nitelendirdiğim Balıkesirspor maçına çıkacak.



5 Şubat 2013 Salı

MAÇ YAZISI : İMES İSTANBUL KASTAMONUSPOR 2 - ZEYTİNBURNU 0


* İstanbul Süper Amatör Lig 23.Hafta karşılaşmasını Ömer Gülhan izledi ve yazdı.[https://twitter.com/dariusvassell93]


Düştük yollara. Maç Fatih Mimar Sinan Stadı’nda oynanacaktı. Maça yoğun güvenlik önlemleri alınmış,250-300 civarında çevik kuvvet hali hazırda bekliyordu. Benim anlamadığım şuydu. Haftalardır maçın gergin geçeceğini duymayan yoktur herhalde. İstanbul Kastamonuspor gibi taraftarı olmayan bir kulübün maçını, Fatih Karagümrük-Zeytinburnuspor taraftarlarının arasındaki husumeti bile bile Karagümrük semtine vermek saçmalıktan başka bir şey değildi. Emniyetin gördüğünü TFF İstanbul İl Başkanlığı’nın görmemesi gerçekten garipti. Maç günü Zeytinburnuspor taraftarları maça gelmek için hazırlanmışlar. Kulüp başkanı, kulüp yöneticileri ve futbolcular tarafından ikna edilmişler ve maça gelmeme kararı almışlar.

Fatih Karagümrük taraftarı hakkında birkaç cümle söylemek istiyorum. Fatih Karagümrük Kulübü bu ülkede yaşadıkları başarılarla veya yaşayacakları başarılarla hiçbir zaman ön planda olamaz. Fatih Karagümrük taraftarları takımın daima önündedir. Bu takım daima tribün olayları ile gündeme gelmiş bir kulüptür. Fatih Karagümrük deyince insanların Gebzespor maçları,Zeytiburnu maçları,Eyüpspor maçları hafızlarında yer alır. Bıçaklar, satırlar, yumrukların havada uçuştuğu maçlar. Karagümrük eskilerin delikanlı yetiştirdiği semttir. Karagümrüklülük yoldan geçen kıza bakmayıp bakana da dön lan önüne demektir. Tribünü hayat biçimi olarak görmek bence doğru değil. Ne yürektir arkadaş! Gebze’de 200-300 kişi meydanda kol kola yürüyüp, ev sahibi tribüne girmek. Her baba yiğidin harcı değil tabiki demeyeceğim. Adamlar canlarını yolda bulmuşçasına satırlarla, sopalarla semt basıyorlar. Video çekip youtube’ye koyup “Semt Baskını” diye bizlere ulaştıran taraftarların  yaptığı acizliği marifetmiş gibi göz önüne sermesi nedir yani? Bu lafım olayların içinde yer alan her kulüp taraftarına, sadece Karagümrük taraftarına değil. Tribündergi sitesine de konu başlığı açıp, sayfalarca yorumlanmasına izin verdikleri için bir teşekkür etmekte fayda var. Sağolsun olayların tuzu, biberi oluyorlar. Bu taraftarın iyi yönleri de yok değil. Amatörde bile 300-400 kişi belki daha fazla deplasman yapan, giremeyenlerin dışardan destek verdiği cefakar taraftardır onlar. 2002 ylında Afyonspor maçını seyircisiz oynayan Fatih Karagümrük taraftarı numaralı diye tabir ettikleri evlerden takımlarına destek vermişlerdir. Yirmi yıldır Fatih ilçesinde yaşayan biri olarak Fatih Karagümrük taraftarına hiçbir şekilde kastım yoktur. Amacım biraz sağduyu sağlamaktan başka bir şey değil. Geçelim maçımıza…


Zeytinburnuspor futbolcularının herhangi bir saldırıya maruz kalmaması için iki takım kendi tribünlerinin altında bulunan kapılardan sahaya çıktı. Kastamonuspor taraftarlarının bulunduğu kale arkasında ki çay bahçesine akın akın insanlar geliyordu. Olayı geç olmadan ayıktım. Karagümrük taraftarları abartısız 200 kişi çay bahçesinden Karagümrük sloganları ile çay bahçesine doluştular. Kastamonuspor tribünlerinde de Karagümrük taraftarları çoğunluktaydı. Samimiyetsizce Kastamonuspor tezahüratları yükseliyordu. Bir ara Gümrük gol gol gol sesleri bile yükseldi. Belki Karagümrük taraftarları o gün istemdışı bir şekilde Kastamonuspor diye tempo tuttular. Neden mi? Rakip Zeytiburnuspor’du. Hatta bir ara Karagümrük tribünlerinden “Buraya buraya Zeytinburnu buraya” tezahüratları yapıldı. Saha dışındaki alınan güvenlik önlemleri saha içinde de had safhadaydı. Belki de Mimar Sinan Stadı ilk defa bu kadar polis görmüştür, kim bilir. Bu arada “Burası Gümrük Vadisi” bestesini de uzun bir aradan sonra duymak beni hem şaşırttı hem de farklı duygular zerk etti. Karagümrük taraftarları kale arkası çay bahçesindeki taraftarlarla üçlü çekip stadı inletiyorlardı.

Zeytinburnuspor için ligde işler yolunda gitmiyordu. 2008-2009 yılında bir üst lige çıkamamanın verdiği birkaç olay ile Sinan Pektemek, Mustafa Soytaş ve Ender Alkan gibi önemli futbolcularını kaybetmişti. Gerçi bir sonraki sene kadrosu hiçte fena olmamasına rağmen, Murat Dilek’in tek başına 22 gol atması bile takımın küme düşmesine engel olamamıştır. Bu düşüş gelecek senelerin habercisi olmuş ve Zeytinburnuspor üç sene üst üste küme düşmüştür. Bu yıl da 1. Amatöre doğru gidiyorlar. İstanbul Kastamonuspor ise bu maça kadar düşme korkusu yaşıyorlardı. Bu galibiyet ile bir mucize olmaz ise ligde kaldılar diyebilirim.
Maça Kastamonuspor hızlı başladı. Dakika 22’de  Egemen Tarhan’la gole çok yaklaştılar. Topu karambol içerisinde bulan Egemen bir anda kaleci ile karşı karşıya kaldı fakat kaleci mükemmel çıkardı.

Dakika 30’da soldan gelen ortaya bomboş poziyonda Metehan topa dokunamadı. İstanbul Kastamonuspor ikinci kez gole çok yaklaştı. İlk yarının son dakikalarında belki golü atanın adını karıştırmış olabilirim, affola. İstanbul Kastamonuspor’un baskısı golü getirdi. Defansın bir anlık hatasında Egemen Tarhan sağ tarafta kaleci ile karşı karşıya kaldı. Kalecinin solundan topu ağlara gönderdi. İstanbul Kastamonuspor 1-0 öne geçti. İlk yarı bitiminde Kastamonuspor tribünleri boşaldı. Zeytinburnuspor taraftarlarını 45 dakika bekleyen Karagümrük taraftarları stadı terk ettiler. Dikkatimi çeken başka bir ayrıntı da stada girmeyen Karagümrük taraftarlarının stat etrafında beklemeleriydi. İkinci yarının başlaması ile dediğim gibi stat sessizliğe boğuldu. Zeytinburnuspor takımı adeta forvetsiz gibi oynuyordu. Gerçi orta sahanın varlığını da görmek mümkün değildi. Koskoca ilk yarıda bir ofsaytlarından başka kayda geçen atakları yoktu. İkinci yarıya hızlı başlayan gene ev sahibi ekip oldu. Dokunulamayan toplar ve kalecinin kurtarışları ile Zeytinburnuspor gol yememek için uzatmaları oynuyordu. Dakika 62’de  Erhan Keleşen bireysel çabalar içinde kendi yarattığı pozisyonda ceza sahasına topu çevirdi ve Talha topa dokundu. İstanbul Kastamonuspor durumu 2-0 yaptı. Kastamonuspor’un orta sahasını toparlayan 34’lük Şenol Bayraktar günün en iyisiydi bana kalırsa. O yaşa  rağmen bitmeyen enerjisi ile galibiyetteki payı azımsanmayacak derecede yüksekti. Dakika 80’de sağ taraftan korner kullandı Zeytinburnuspor. Gelen ortaya Can Momat dönerek mükemmel vurdu sol köşeden kaleci çok iyi çıkardı.  Son dakikalarda Zeytinburnuspor’un baskısı sonuç vermedi. Ve maç 2-0 ev sahibinin üstünlüğü ile tamamlandı. Zeytinburnuspor gelecek hafta lider Arnavutköy Belediyespor ile sonraki hafta düşme potasındaki rakiplerinden Yeşil Esenyurtspor ile son hafta da ligin son sırasındaki Gültepe Özgençlikspor ile yapacak. Bu futbolla işleri çok zor. Temennimiz ligde kalmaları, umarız gidip de dönmeyenler kervanına katılmazlar. İstanbul Kastamonuspor ise alacağı bir puan ile ligde kalmayı garantileyecek. Alacak güce de sahipler. Her iki takıma da gelecek maçlarda başarılar diler, bir hata bir kusur işlediysek de bir özrü borç biliriz.


İstanbul Kastamonu: Bülent Çebi, Yavuzhan Tütüncü, Aşkın Kar, Ahmet Özcan, Erhan Keleşen, Metehan Özçatal, Cihan Evin, Talha Özdemir, Osman Önerbay, Egemen Tarhan, Şenol Bayraktar
Yedekler: Görkem Uzun, Resul Havuz, Yunus Emre Ciğer, Yıldıray Güçlü, Samet Baygın, Turgay Baltürk, Engin Sancak
Zeytinburnu: Serkan Yılmaz, Enes Arık, Mehmet Zengin, Emin Ertekin, Ayhan Ersin, Mustafa Gediz, Emre Turan, Erdi Ayaz, Can Momat, Sezer Akman, Mehmet Kaya
Yedekler: Salih İnceoğlu, Murat Yurak, Aykut Bora, Kiraz Evgin, Abdullah Biricik, Gurur Öncel, Ali Kılıç
Hakemler: Özer Bektaş, Alper Hacıkurtiş, Bayram Öztürk

Esame listesi konusunda bana yardımcı olan İstanbul Kastamonuspor’un taraftarı ve en yakın takipçisi Ertuğrul Akduman kardeşime bir teşekkürü borç bilirim.

4 Şubat 2013 Pazartesi

MAÇ YAZISI : KAYSERİ ŞEKERSPOR 0 - FATİH KARAGÜMRÜK 1


* 3. Lig 1. Grup 20. hafta mücadelesini Necati Bildik izledi ve altligler.blogspot.com için yazdı. [https://twitter.com/necati146]


Kayseri Şekerspor ile Fatih Karagümrük Spor Toto 3. Lig’in 20. haftasında Erciyesspor taraftarlarının tabiriyle “Dışlanmış” Saha’da karşı karşıya geldi.

Maç öncesinde Kayseri Şekerspor’un olası bir galibiyet alması halinde 3. sıraya kadar yükselme ihtimali vardı. Fatih Karagümrük ise bu maçtan alacağı bir 3 puanla Play-Off potasındaki yerini sağlamlaştıracaktı. Geçen hafta son dakikalarda gelen İstanbulspor galibiyetini taçlandırmak isteyen Şekersporlu futbolcular bu maç için doğal olarak heyecana kapıldılar. Maçın ilk yarısında Kayseri Şekerspor’daki telaşı sanırım maça gelen herkes görmüştür. Karagümrük ise daha kontrollü oynayıp olgun ataklarla Kayseri Şekerspor kalesinde tehlikeli ataklar geliştirdi ancak forvetlerin gününde olmaması ve biraz da şanssızlıktan bir türlü aradıkları golü bulamadılar.


İkinci yarıya Kayseri Şekerspor iyi başladı atak geliştiren taraf daha çok Kayseri Şekerspor’du. Genelde orta saha mücadelesi şeklinde geçen maçta mücadele önplandaydı. Kayseri Şekerspor’un yeni oluşturulan bir takımla nasıl 6. sıraya kadar yükseldiğinin cevabını almakta aslında zor değildi. Takımda hücum varyasyonu, organize atak, bir sisteme dayalı oyun anlayışı yoktu ancak mücadele vardı. 3. Lig takımlarının çoğunda olduğu gibi… Futbolcular gerçekten canını dişine takarak mücadele ediyorlar, güzel bir ortam var. Karagümrük’te ikinci yarıya istediği gibi başlayamayınca değişiklik yoluna gitti ve maçın gidişatı bir anda değişti. Aslında sakatlıktan kaynaklanan bir değişiklik söz konusu olmasına rağmen bu değişiklik maçı bence çok etkiledi. Kayseri Şekerspor da bu değişiklikten sonra bir hamle yapma ihtiyacı hissetti oyuna yeni oyuncu girdi hemen ardından daha sistem tam oturmadan Fatih Karagümrük bu ligde pek göremeyeceğimiz şekilde hızlı paslaşarak hücuma çıktı ve Kayseri Şekerspor kalesini gafil avladı. Bu golde ne defans hatası ne de kaleci hatası vardı. Bu gol tamamen yeteneğin eseriydi. Dengeli giden bir karşılaşma bir anda golü atan kazanır şeklinde maça döndü ve o golü de Fatih Karagümrük buldu. Golden sonra Kayseri Şekerspor demoralize oldu ve golden önceki kadar etkili ataklar geliştiremedi.

Kayseri Kaski-Galatasaray bayan basketbol maçına yetişebilmek için maçtan 10 dakika erken ayrıldım fakat ayrıldığımda iki takımın da gol atacak gibi bir havası yoktu. Kayseri Şekerspor’da golcü oyuncu Timur ve stoper Bilal Kılıç öne çıkan isimlerdi. Fatih Karagümrük’te ise golü atan Mehmet ve Gökhan Şen ikilisi üst düzey mücadele ettiler. Bu şekilde oynamaya devam ederlerse daha üst liglerde mücadele etmeleri sürpriz olmaz.


Fatih Karagümrük bence kesinlikle Play-Off potasında yer alacaktır, Kayseri Şekerspor ise Play-Off’lara kalamayabilir ancak ligi hepimizin beklediğinden iyi bir noktada bitireceği aşikar.

MAÇ YAZISI : HATAYSPOR 0 - FETHİYESPOR 0


* 2. Lig Kırmızı Grup 19. hafta karşılaşmasını Mehmetcan Kutlay izledi ve altligler.blogspot.com içiz yazdı. [https://twitter.com/MemetcanKutlay]



1 haftalığına anne memleketim Antakya'da bulunmayı fırsat bilerek Hatayspor - Fethiyespor maçını tribünden izleme imkanı buldum. 2. Lig Kırmızı Grup'ta mücadele eden iki ekip de liderlik mücadelesi veriyor; Polatlı Bugsaşspor'un arkasında sırasıyla ikinci ve üçüncü durumdalar. Ancak bu maçın Hatayspor için bir önemi daha var. Sezonun başından beri Atatürk Stadı'nda kapalı tribün inşaatı sürdüğü için maçlarını Reyhanlı'da oynayayn Bordo-beyazlılar için bu karşılaşma aynı zamanda Atatürk Stadı'na dönüş maçı. Öncelikle şunu söylemek gerek, stad ve atmosfer gerçekten harikaydı. Hatayspor'un muhteşem bir taraftar potansiyeli var, ancak ülkenin bu potansiyeli fark etmesi için maalesef takımın en azından PTT 1. Lig'e çıkması gerekiyor. Futbolun güzelliği taraftardır diyerek ben de öncelikle, bir futbol dilencisine yakışır şekilde Antakyalı futbolseverlere yazımda yer vereceğim, sonra maçın kısa bir özetini geçeceğim.

Maç öncesi stadın önüne geliyorum, meşaleler eşliğinde toplanan kalabalık bir taraftar grubu var, "Cadde" adındaki bu oluşum sekizinci yılını kutluyor. Hemen dalıyorum muhabbete balıklama; çok iyi karşılıyorlar beni, "Şükür sonunda stadımıza kavuştuk, önetim elinden geleni yaptı, şimdi sıra bizde" diyorlar. "Bugün bu stad dolacak, her yer şenlik havasında olacak". Gerçekten de öyle oldu. Maçın öncesinde de maç esnasında da heyecanlı kalabalık, Cadde önderliğinde bir dakika bile susmadan takımını destekledi. "Biz deplasman da yapıyoruz" diyor Yusuf adında bir arkadaş. "Turgutlu'ya gittik geçen hafta, maçı aldık döndük. Haftaya da İstanbul'dayız" diyor. Hemen sözleşiyoruz Güngörenspor maçı için. Haftaya da tribün yolu gözüküyor bana.


Daha sonra civar esnafıyla sohbet ediyorum biraz."Her şey iyi güzel, bu takım geçen sene 3. Lig'de şampiyon oldu da çıktı bu lige, ilk sezonunda 2. Lig'te de şampiyonluğa oynuyoruz. Başkan Hikmet Çinçin büyük çaba sarf ediyor takım için, Allah razı olsun" diyorlar. Bakan Sadullah Ergin de takımla yakından ilgiliymiş, bakanlığından önce de maçlara gelir gidermiş, öğreniyoruz. Tek kafalarını karıştıran konu, takımı şampiyon yapan İsmail Batur'la yolların ayrılması. "14 maç gol yemeyen takımın hocası ayrıldı, şampiyonluk sevincimiz yarıda kaldı." diyorlar, ancak şimdiki teknik direktör Ali Güneş'le de işler iyi gittiği sürece taraftarın sorunu yok. Maç içerisinde yapılan 31. dakika şovu da ayrıca görsel şölen niteliğindeydi. Gelgelelim sahadaki futbola...

Hatay etkili istekli başlıyor maça, öyle ki her atakta 10-15 pas yapmaları şaşırtıyor beni. İki takım da organize geliyor ancak zeminin de azizliğiyle son vuruşlarda çok etkisiz kalıyorlar. Hatayspor'da 10 numaralı Ömer Bozan yönetiyor tüm atakları, kendisi tribünlerin de sevgilisi. Bir pozisyonda ona faul yapılınca tribünler sahaya inecek gibi oluyor neredeyse. Şişirme toplarda Hatay'ın 9 numarası Mehmet Fuat kafa toplarında çok etkili, neredeyse her topu arkadaşlarına indiriyor. Ancak orta sahadaki eksiklik kendini hemen gösteriyor. İkinci bölgede hemen hemen bütün toplar yeşil-beyazlılarda. İlk yarının sonlarında Onur Okan'la %100'lük bir fırsat yakalıyor Fethiye ancak kaleci Ömer Kısa geçit vermiyor bu pozisyonda. İlk yarı 0-0 sona eriyor.


İkinci yarı çok daha hareketli. İlk dakikadan itibaren Hatayspor tek kale oynamaya başlıyor. 70'e kadar net poziyon yok, 70'te ise 40 metreden füze gibi gelen Hatay şutu direkte patlıyor. 5 dakika sonra bana göre nizami olan bir Hatay golü faul gerekçesiyle sayılmıyor. 82'de ise yine Hatayspor çok organize gelip topu penaltı noktasındaki Soner'e indiriyor ancak kaleci Ozan Öztürk devleşiyor kalesinde. Karşılaşma futbol, pozisyon ve hikaye açısından zengin olsa da gol eksik kalıyor ve puanlar paylaşılıyor. Antakya'da iki takım, lider Polatlı Bugsaşspor'a çalışıyor. Yaşadığım muhteşem tribün atmosferi ve Cadde grubundan arkadaşlarla kurduğum muhabbet bağı ise benim yanıma kâr kalıyor.

MAÇ YAZISI : KOCAELİSPOR 1 - DARICA GENÇLERBİRLİĞİ 0


* 3. Lig 3. Grup 20. hafta karşılaşmasını Uğurcan Karadeniz izledi ve altligler.blogspot.com için yazdı. [https://twitter.com/UurcanKaradeniz]



Lider Darıca Gençlerbirliği, Türk futbolunun efsane takımlarından Kocaelispor deplasmanına konuk oldu. Maçtan önemlisi Kocaelispor gibi bir camiayı buralarda görmek gerçekten üzüntü verici. Umarım en kısa zamanda bu zor durumdan kurtulup tekrar Süper Lig'de büyüklere kök söktürecek durumlara gelirler. Çınaraltı, ili Kocaelispor deplasmanında 3 büyük ve 2 küçük otobüsle yer aldı. Sayı olarak azdı Çınaraltı bu kadar yakın mesafeye bu kadar az gidilmemeliydi.

Kocaelispor maça Rıza, Koray, Bartu, Sercan, Melih, Ahmet, Ebubekir, Emre, Sergen, Doğan, Sefa ile çıktı. Darıca GB ise Ersin, Evren, İbrahim Fatih Dilek, İbrahim Yılmaz, Yusuf, Sertaç, Galip, Erkan, Ferhat, Halil İbrahim Yüksel, İbrahim Akdaş ilk 11'i ile sahaya çıktı.

Maça etkili başlayan Kocaelispor oldu. Üst üste tehlikeli pozisyonlara girdi Körfez. 16. dakikada Sefa kendi sürdüğü topla ceza sahasına kadar geldi.Boşta olan arkadaşına atmak isterken savunma araya girdi ve topu uzaklaştırdı. Bu pozisyonun hemen sonrasında Kocaeli yine etkili geldi. Ancak kalede Ersin başarılıydı ve golü önledi.

Darıcanın ilk yarıdaki en etkili pozisyonu ceza sahasının hemen dışında kullanılan frikikti. Topun başına geçen Halil İbrahim'in vuruşunda top üst direkte patladı. Bu pozisyondan 6-7 dakika sonra Kocaelispor'un golü geldi.Ara pasında kaleciyle karşı karşıya kalan Doğan topu kalecinin sağından ağlara bıraktı ve Kocaelispor'u 1-0 öne geçirdi. Darıca tribünleri de bu golü alkışladı ve Kocaeli lehine tezahürat yaptı.

2. yarının başlamasıyla birlikte etkili olan taraf Darıca oldu. Arka direğe kesilen ortada Ferhat bomboş durumda topu kalenin içi yerine yan ağlara yolladı ve beraberlik şansını değerlendiremedi. Bu pozisyonun üzüntüsünü yaşarken Darıca tribünleri yine Ferhat ile kahroldu.6 pasta bomboş durumda olan Ferhat topu yine auta yolladı.

Darıca atakları devam ederken ceza sahasında savunmadan seken topu rövaşata ile tamamlamak isteyen oyuna sonradan giren Murat Akgün topu auta yolladı. Son dakikalarda baskıyı iyice artıran Darıca GB, Halil İbrahim'in çektiği şutundan yararlanamadı ve maçı 1-0 mağlup tamamladı.

Darıca adına sahanın en iyi ismi hırsı ve mücadelesiyle İbrahim Yılmazdı. Kocaeli adına ise 3 puanı getiren Doğan'dı.



* Maç öncesi Hodri Meydan tribün lideri Kasap Özgür ve Darıca Gençlerbirliği Taraftarlar Derneği (DARGET) Çınaraltı tribün lideri Gürcan Şehitoğlu bir araya geldi. Dostluk mesajları verildi. Güzel görüntüler vardı.

* Kocaelispor aldığı 3 puanla alt sıralardan bir basamak uzaklaştı ve rahat bir nefes aldı. Darıca ise
şampiyonluk yolunda beklemediği bir yara aldı.

1 Şubat 2013 Cuma

Türkiye Ligleri: Giden Gelmez Geri Dönmez...

"Mali kriz" ve "transfer yasağı" hepimizin aşina olduğu terimlerin başında geliyor artık. Özellikle de alt liglerimizde pek çok kulüp bir yandan transfer yasağıyla cebelleşirken diğer yandan başındaki hacizleri savuşturup deplasmana para bulma derdinde. Bu kısır döngüden en çok etkilenen kulüpler de bir üst ligden düşen kulüpler oluyor çoğu zaman. Üst lige göre kurulan kadrolar, hazırlanan bütçeler; gelirlerdeki düşüşle birlikte camianın önüne altından kalkılması mümkün olmayan bir fatura koyuyor. Bu sezon da bir üst ligden düşen pek çok kulüp yeni liginde de ciddi sancılar yaşıyor. Bu yazıda 2011-2012 sezonunda bulundukları liglerden düşen kulüplere şöyle bir göz atacağım.



Süper Lig'den 1. Lig'e Düşen Kulüpler

Manisaspor : Altınordu ile birlikte bu yazının istisnası ve bir üst ligden düşen kulüpler içindeki en başarılı olanı. Sezon başında alınan küçülme ve maliyet azaltma hamleleri çok verimli meyvelerini verdi. Elde kalan birkaç deneyimli oyuncuya yapılan A2 aşısı tutmuş görünüyor. Manisaspor başarılı saha sonuçları sayesinde düşmenin artçı şokları daha hafif atlatacak gibi.

Samsunspor : 40 Milyon borçla başladıkları 2012-2013 sezonunda tek amaçları ligde tutunabilmekti. Ancak sezonun ilk yarısında alınan sonuçlar pek içaçıcı değildi ki; Bakan Suat Kılıç'ın destekleriyle devre arasında önemli transferler gerçekleştirdiler. Bu takviyeler nasıl bir sonuç verir bilinmez ama mali durumlarını toparlamalarının epey bir zaman alacağı kesin.

Ankaragücü : Sahada mücadele veren 11 genç adamla başlarındaki hoca için ne kadar olumlu şeyler söylememiz gerekiyorsa, kulübün içinde bulunduğu durum için de o kadar olumsuz konuşabiliriz. Neredeyse ayda bir değişen başkanlar, eski - yeni yöneticilerin hakarete varan suçlamaları, transfer yasağı, dağ borçlar, bu mali tabloda en azından tribün hasılatı gelecekken taraftarların karıştığı olaylar yüzünden saha kapatma.. Bu genç ve yetenekli oyuncuların tertemiz mücadelesi köklü kulübü demir attığı sonunculuktan kurtabilecek mi; bekleyip göreceğiz.



1. Lig'den 2. Lig'e Düşen Kulüpler

İstanbul Güngörenspor : Diğer örneklerdeki gibi çok kötü bir durum olduklarını söylemesek de sezon başı beklentilerinin çok gerisinde olduklarını kabul etmemiz gerekiyor. Ligden düşen pek çok takımın aksine, kadrosunu önemli ölçüde korudu ve birkaç takviyeyle sezona girdi İstanbul Güngörenspor. Ancak şu ana kadar ortaya koydukları performans tipik bir orta sıra takımı görüntüsü çizecekleri yönünde.

Giresunspor : Yeşil - Beyazlılar da ligden düşme travmasını rahat atlatamayanlardan. Ancak Giresunspor için yaşanan bir talihsizlik de 3 Temmuz sürecinin Giresun merkezli olarak başlaması ve camianın iç dengelerini sarsmış olması. Bu sezon kurtulunan transfer yasağının kalkmış olması en büyük kozları oldu. Sezon başında bana göre bu lig standardının üstüne bir takım kurmuş olmalarına rağmen bir türlü toparlanamadılar. Şu anda Kırmızı Grup'ta sondan bir üstteler.

Sakaryaspor : Ülke futbolunun en önemli futbol merkezlerinden birinin bugün geldiği nokta da içler acısı. Sakarya'da da dev borçlar, transfer yasağı, kayyum, mali polis soruşturması son dönemlerde en sık kullanılan kelimeler. Geçtiğimiz sezon takım 1. Lig'deyken Şansal Büyüka - Hakan Şükür - Yılmaz Vural odaklı bir 'kurtarma politikası' ortaya atılmıştı ama takım küme düşünce bu proje de Sakaryaspor da sahipsiz kaldı. Sakaryaspor Kırmızı Grup'ta Giresunspor'un altında, yani son sırada. 



2. Lig'den 3. Lig'e Düşen Kulüpler

Altınordu : Düşen kulüpler içerisinde en akılcı hamleyi onlar yaptı bana göre. Küme düşer düşmez şirketleşme yolunu seçip işi ehline, Bucaspor Futbol Akademisi'yle çok önemli işler yaratan Seyit Mehmet Özkan'a emanet ettiler. O da akılcı hamleleriyle ligden düşme sendromunu en az hasarla atlatma konusunda başarılı işlerde bulundu. Altınordu, halen 3. Grup'un - Darıca Gençlerbirliği ile birlikte - en önemli iki şampiyon adayından biri.

Adıyamanspor : Ligden düşen pek çokları gibi kadroyu neredeyse baştan kurdu. Ancak bu dikiş tutmadı ve takım haftalar boyunca düşme hattının içinde yer aldı. Ancak devre arasında yapılan yeni transferlerle bir nebze daha güçlendiler. Şu anda düşme hattının hemen üstünde yer alan Adıyamanspor ligde tutunsa da aldığı hasarın üstünden kolay gelemeyecek gibi görünüyor.

Kocaelispor : Onlar rekora koşuyor. 2008-2009 sezonunda Süper Lig'de yer alırken şu anda 3. Lig'den düşme hattının içindeler. Geçtiğimiz sezon aldığı tarihi yenilgilerle 3. Lig'in yolunu tutan kulübün kapanacağı bile konuşulmuştu ancak sezon başında kulübün eski futbolcuları sahip çıkarak bayrağı yere düşürmemeye karar verdiler. Transfer yasağı yüzünden geçen seneki kadroyla (farklı kulüplere giden birkaç oyuncu dışında) oynayan Kocaelispor aslında bu ligde tutunabilecek potansiyele de sahip. Umarım sezon un sonunda geçmiş dönemlerden kalan borçları yüzünden aldıkları puan silme cezası için başlarını duvarlara vurmazlar.

Diyarbakırspor : Asıl rekor onların elinde. 2009-2010 sezonunda Süper Lig'de yer alan bir kulübün 2013-2014 sezonunda Bölgesel Amatör Lig'de yer almasını Diyarbakırspor örneği üzerinden görmemiz pek küçük bir ihtimal değil. Sezon düşülen yeni bir lig, ardından çoğalan sorunlar ve katlanan borçlar sonucu takımın geldiği nokta 19 maçta 2 galibiyet, 3 beraberlik; üstelik 3 de puan silme cezası.. Ligde tutunabilmeleri çok zor. Onlar bayrağı Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'a devretmek üzere.

Çorumspor : Çorum'daki bayrak değişimi çok daha sancılı geçiyor. Bu yıl 3. Lig'e çıkan Çorum Belediyespor'la Çorumspor'un arası iki kulüp yönetiminin medya önündeki sert açıklamaları nedeniyle oldukça gergin. Kulübün en büyük kaynağı otopark gelirlerinin bu yıldan itibaren Çorum Belediyespor'a kaydırılması ve Çorumspor'un kendi kaderine terk edilmesi, bittabii burada da biriken borçlar, transfer yasağı vs. derken 19 maçta 1 puan toplayabildi takım. Abbas yolcu.

Mardinspor : En içler acısı durumda olan onlar. Söylenecek çok fazla bir şey yok. Çoğu maça 15 16 kişiyle ancak gidebiliyorlar, Maltepespor deplasmanına para bulamadıkları için gidemediler ve bu yüzden aldıkları 3 puan silme cezası, zaten olmayan puanlarını -3'e indirdi. 19 maçta 19 mağlubiyet; attıkları 1 gol, yedikleri 91..



3. Lig'den BAL'a Düşen Kulüpler


Keçiören Sportif : Ankara temsilcisi bu sezon liglerden çekilerek BAL'a katılmadı.

Erganispor : 3. Lig'den BAL'a düşenler arasında en iyi durumda olanlar onlar. Halen 2. Grup'ta lider durumdalar. Sezon başından Federasyon'dan Fair Play ödülü olarak aldıkları 250.000 TL olmasaydı bu durumda olabilirler miydi, orası meçhul.

Akçaabat Sebatspor : Zamanında Süper Lig görmüş, 2010-2011 sezonunda 2. Lig'de yer almış olan Trabzon ekibi hakkında kulübün kapanacağı yolunda dedikodular çıkmıştı. Ancak bütün zorluklara rağmen yola çıkıldı ve takım en baştan kuruldu. Ancak şu ana kadar beklentilerin karşılandığını söyleyebilmek mümkün değil. 15 takımlı 1. Grup'ta 10. sıradalar.

Çarşambaspor : Sezona yeniden 3. Lig'e dönmek parolasıyla girdiler ve BAL için iddialı bir ekip kurdular. Şampiyonluk hedefinden uzaklaştıkları söylenemez ancak liderin 5 puan gerisinde 4. sıradalar.

Kepez Belediyespor : Profesyonelden düşen pek çok kulübün aksine iddiasız, mutevazı hedeflerle girdikleri sezonda 7. Grup'ta 7. sıraya yerleştiler.

Küçükçekmecespor : Sezon başı 9. Grup'un net favorisiydiler. BAL standartlarında güçlü bir kadroya ve ekonomiye sahipler. Ancak 6. sıraya kadar gerileyip lider Ayvalıkgücü Belediyespor'dan 7 puan fark yiyerek hayal kırıklığı yarattılar.

Karsspor : Profesyonel liglere yeniden dönme iddiasını taşıyan bir diğer takım da Karsspor'du. Ancak yapılan iyi transferlere ve nispeten iyi olanaklara rağmen 1. Grup'un 8.'si olarak lider Çayeli'nin 16 puan gerisinde.

Lüleburgazspor : Lüleburgazspor da amatördeki ilk sezonunda beklentileri karşılayamanlardan. BAL'ın en dişli gruplarından birinde oynuyor olması da ayrı bir dezavantajı. Yeniden kurulan kadroyla şu an için 11. Grup yedincisi.

Diyarbakır Kayapınar Belediyespor : 3. Lig'den düşenler arasında Erganispor'dan sonra en başarılı ikinci takım. Metropol belediyesinin de desteğiyle 2. Grup'ta lider Erganispor'un ensesinde ikinci durumdalar.

MKE Kırıkkalespor : Bir zamanların Süper Lig temsilcisi Kırıkkale ekibi kabus gibi başladığı amatördeki ilk sezonunda son dönemlerde yaptığı çıkışla düşme hattından uzaklaştılar. Statü gereği aynı ili temsil eden Kırıkkale Yahşihanspor'dan iyi derece elde etmek zorundalar; halihazırda 9 puan önde olmaları bu sezonki tek tesellileri.

Afyonkarahisarspor : Bütün kadrosu dağılan, hiçbir transfer yapamadan 16 - 17 yaşındaki futbolcularla yola devam etmeye çalışan yılların Afyonkarahisarspor'u devre arasında ligden çekildiğini açıkladı.